Usta Görüntü Yönetmeni İçbak: Görüntü yönetmeni, yönetmenin hayalini gerçekleştiren bir ressam
Yaşam, 2026.04.22 11:40Usta Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak, "Bir filmde iki yönetmen olmaz. Görüntü yönetmeni kendi filmini çekmez, o zaman gidip yönetmen olsun. O yönetmenin hayalini gerçekleştiren bir ressam." dedi.
İçbak, Dış ve Ekonomi Haberleri Yayın Müdürü Barışkan Ünal'ın moderatörlüğünde düzenlenen "Görüntü Yönetmenliği" başlıklı Sinema Atölyesi'ne katıldı.
Çocukluğunda 8 milimetre kamerayla, Mimar Sinan Üniversitesi'nde okurken de yönetmen Yeşim Ustaoğlu ile kısa filmler çekerek sinemaya adım atan İçbak, genç bir görüntü yönetmeni olarak Mustafa Altıoklar'ın ilk uzun metraj filmi "Denize Hançer Düştü"yle Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Görüntü Yönetmeni" ödülünü kazanmasını, film çekme merakı ve kısa film deneyimlerine dayandırdı.
İçbak, "Galiba bir dünya yaratmak tarafı beni çekiyordu. Sinema biraz aldatma sanatı ve -miş gibi göstermektir ya kamera tarafı beni çok çekti." dedi.
1990'larda seyirciyi tekrar salonlara çekmeye öncülük eden "İstanbul Kanatlarım Altında" ile Türk sinema tarihine damga vurup Yeni Türk Sineması'nı başlatan "Eşkıya" filminin görüntü yönetmenliğini yapan İçbak, Eşkıya'nın, nasıl halkın "kulaktan kulağa" beğenisini aktarmasıyla kült filme dönüştüğünü anlattı.
İçbak, "İlk iki hafta çok iş yapmadığını biliyorum, yapımcılardan hatta ilk haftalarda 'Acaba bunu büyük bir firmaya satsak mı?' gibi konuşmalar olmuş. Fakat en değerlisi şu; film seyircinin ilgisiyle ve kulaktan kulağa fısıltıyla, komşusu komşusuna 'Gidin izleyin' diyerek başarı kazandı. O zaman kopya basılıyordu, analog dönem. İki-üç haftadan sonra ek kopyalar basmak gerekti. Ben de tabii görüntü yönetmeni olarak post-prodüksiyonda görüntü aşamasında bulunuyorum. Artık ana negatifimiz yırtılmaya başladı ve ilk olabilir negatiften kopya negatif aldık, yeni kopyalar öyle basıldı. Sayı bir anda arttı, dağıtım arttı, hiç beklenmedik bir şekilde böyle bir etki oldu." diye konuştu.
Daha sonrasında İstanbul hava çekimleriyle akıllara kazınan "Organize İşler"den "Hokkabaz", "Av Mevsimi", "Anadolu Kartalları" ve "Yol Ayrımı" gibi önemli filmlere görüntü yönetmeni olarak imza atan İçbak, bu noktada Türk sinemasının 1980'lerin ikinci yarısından bugüne 40 yılı aşkın süredir görüntü ve teknik imkanlar konusunda gelişiminin birebir tanığı oldu.
İçbak, dijital imkanlarla Türk filmlerinin teknik kalitesi ve görüntü çalışmasının dünya sinemasıyla neredeyse aynı seviyeye geldiğini belirterek bu kadar zengin bir coğrafyada "hala bize özgü yaratıcı hikayeler"e ihtiyaç olduğuna da işaret etti.
Ancak dizilerde 90 dakikanın 4-5 gün gibi çok kısa sürede çekilmesinin hem dizi sektörüne hem de ivme kazanan sinema sektörüne zarar verdiğini ifade eden İçbak, "Çekim ortamları ve bütçe açısından çok hızlı, çok acele. Para da yok yapımda ayrılabilecek ama bu teknik kaliteyi ve filmin kalitesini aşağıya çeken bir unsur." dedi.
İçbak, dizilerde çalışanların bu çalışma koşullarında "mucizeler yarattığını" belirterek, "Fakat bu şöyle bir deformasyona yol açtı: Bir fabrikasyon üretim tarzı, ne kadar hızlı o kadar iyi. Hem yönetmen hem görüntü yönetmeni açısından haliyle bir şeyler gözden kaçabiliyor. Bu hızlı çalışma temposunun yerleşik bir hale gelmesiyle 'Biz 5 günde çekiyoruz, siz 5 haftada mı çekiyorsunuz, biraz ağır mı çalışıyorsunuz?' noktasına dönüyor iş. Hayır, sinemada özenli, titiz ama çok hızlı çalışarak ancak o kadar sürede çekiliyor ama şimdi gittikçe çekim süreleri daralmaya başladı, o biraz üzücü." diye konuştu.
İçbak, dizilerde çift kamera, çift yönetmen gibi yaklaşımları da "Bir mutfakta üç tane aşçı olmaz." sözleriyle eleştirdi.

Hava çekimlerinde ustalık
Türkiye'de ilk hava çekimleri yapanlardan biri olarak İçbak, özellikle "Organize İşler" ile helikopter çekimlerinin bir üst seviyeye taşındığını söyledi. Filmdeki hava çekimlerinin, bu alana girme noktasında kendisini "zehirlediğini" belirten İçbak, "Benim ürettiğim lastikti, aparattı yok, helikopterin kapısını söküyorduk eskiden, kızaklara basıyordum ben. O zaman çok yeni bir ekipman üretiliyor, Organize İşler'i çektiğimizden daha gelişmiş. Yeni Zelanda'dan getirttim. 2013'ten sonra Sazan Sarmalı 2, milli hava araçlarımız TUSAŞ'ın hava çekimleri, Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turnuvası, Türk Hava Yolları reklamları gibi filmleri havadan çektik" dedi.
"Charlie'nin Melekleri", "Amerikan Suikastçı" ve "Avcı Kraven" gibi Hollywood yapımları için de hava çekimleri gerçekleştiren İçbak, "Eskiden Amerikalılar başka çalışıyor sanırdım ama baktım, çalıştıkça gördüm ki mantık aynı, düşünce tarzı, dertler aynı" diye konuştu.
İçbak, bunun yanında film yapımında Türk sinemacıların sorun çözme zekasına dikkati çekerek, "Sistemli çalışıyor ya yabancılar, kurallara çok takılıyorlar. Pratik zeka, bu üstünlüğümüzü yitirmeyelim ne olursunuz" ifadesini kullandı.
Ancak dijitalle gelen "rehavetin" bu pratik zekaya zarar verdiğini dile getiren İçbak, "Dijital her şeyi kolaylaştırdı ama o kolaylık şunu getirdi: 'Nasılsa tekrar çok yapabiliriz, nasılsa malzemeyi kaydedip silebiliriz'. Provasız çekimler yapmalar, 'provayı da çekelim'ler. Adap ve disiplin gitti biraz." değerlendirmesinde bulundu.
Görüntü yönetmeninin işini ışıkla resim yapmak
Görüntü yönetmeninin işini "ışıkla resim yapmak" olarak tanımlayan İçbak, görüntü yönetmeninin kendi tercihleri değil, filmin hikayesine ve yönetmenin yaratmak istediği dünyaya hizmet eden ışık ve atmosfer tasarımını yapması gerektiğini kaydetti.
Doğru görüntü yönetmeni-yönetmen ilişkisini "iyi giden bir evliliğe" benzeten İçbak, "Bir filmde iki yönetmen olmaz. Görüntü yönetmeni kendi filmini çekmez, o zaman gidip yönetmen olsun. O yönetmenin hayalini gerçekleştiren bir ressam." diye konuştu.
İçbak, görüntü yönetmeninin alanında teknik yeterliliğinin bulunması gerektiğine işaret ederek, "Kuralları bileceğiz ama bu kuralları esnetip bazen de yıkabilmemiz lazım yoksa yaratıcı bir iş yapamayız." ifadesini kullandı.
Bu noktada mesleğin teknik bir iş olmadığına da dikkati çeken İçbak, "Teknik olsa çok sıkılırdım bu yaştan sonra. Yani 'Şu ışıkları buraya koyalım, buradan yakalım, böyle olur' diye bir formülü yok. Her zaman risk ve heyecan dolu bir iş." dedi.
Kaynak: AA
Yaşam, 2026.04.22 11:40