Türkiye'yi nasıl bir kış bekliyor? Kışın ikinci yarısına dikkat!

Güncel, 2026.10.18 08:39

Türkiye, 2026-2027 kış mevsimine değişken hava koşullarının etkisi altında girmeye hazırlanıyor. Mevsimlik tahminler, önümüzdeki aylarda sıcaklıkların genel olarak mevsim normallerinin üzerinde seyredebildiği, buna karşılık yağışların da artış gösterebildiği bir döneme işaret ediyor. Ancak ılık hava beklentisi, kışın sorunsuz geçeceği anlamına gelmiyor. Özellikle kısa sürede etkisini artıran sağanaklar, ani sıcaklık düşüşleri ve bazı bölgelerde görülebilecek yoğun kar yağışları dikkat çekiyor.

Türkiye'yi nasıl bir kış bekliyor? Kışın ikinci yarısına dikkat!

İstanbul, Kocaeli ve Sakarya'da etkili olan şiddetli yağışların sele dönüşmesi ve can kayıplarına yol açması, aşırı hava olaylarının oluşturabileceği tehlikeleri bir kez daha gündeme taşıdı. Kış aylarına ilişkin değerlendirmelerde de benzer şekilde, yağışın miktarı kadar ne kadar kısa sürede düştüğü ve soğuk hava dalgalarının hangi dönemde etkili olduğu önem kazanıyor.

İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl'ın değerlendirmelerine göre, Türkiye'de kışın ilk döneminde kuvvetli yağışlar ve sel riski öne çıkarken, mevsimin ilerleyen bölümünde ani soğumalarla birlikte yoğun kar ve tipi ihtimali gündeme gelebilir.

2026-2027 kışında Türkiye'yi nasıl bir hava bekliyor?

Yeni kış mevsimine ilişkin tahminlerde, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nda ılık ve yağışlı koşulların etkili olabileceği öngörülüyor. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi'nin (ECMWF) model sonuçları, ülke genelinde yağışların azaldığı uzun süreli kurak bir kıştan ziyade, yağışlı dönemlerin ağırlık kazandığı değişken bir tabloya işaret ediyor.

Bununla birlikte mevsimlik tahminler, kış boyunca her bölgede aynı hava koşullarının yaşanacağı anlamına gelmiyor. Türkiye'nin farklı coğrafi özellikleri, sıcaklık ve yağış dağılımında önemli farklılıklar ortaya çıkarabiliyor. Batı ve kıyı bölgelerinde yağmurun öne çıkması beklenirken, iç kesimlerde ve yüksek rakımlı bölgelerde soğuk hava koşullarına bağlı olarak kar yağışları görülebiliyor.

Prof. Dr. Şermin Tağıl, bu kışın seyrini değerlendirirken yalnızca sıcaklık tahminlerine odaklanılmaması gerektiğini belirtiyor. Atmosferdeki dolaşım sistemleri ve okyanuslardaki sıcaklık değişimleri de Türkiye'ye ulaşan hava kütlelerini etkileyen önemli faktörler arasında bulunuyor.

Kışın ilk yarısında sağanak ve sel tehlikesi öne çıkabilir

Kışın ilk bölümünde sıcaklıkların mevsim ortalamalarının üzerinde seyretmesi beklenirken, yağışların özellikle batı kesimler ve kıyı bölgelerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor. Güneyden taşınan nemli hava, uygun atmosferik koşullarla birleştiğinde kuvvetli yağışların oluşmasını destekleyebiliyor.

Burada öne çıkan risklerden biri, yağışların kısa zaman dilimlerinde yoğunlaşması. Uzun süreye yayılan yağışlarla kısa sürede düşen yüksek miktardaki yağmurun oluşturduğu tehlike aynı değil. Özellikle şehir merkezlerinde altyapının yağmur suyunu tahliye etmekte yetersiz kalması, dere yataklarının taşması ve düşük rakımlı alanlarda su birikmesi sel ve su baskınlarına neden olabiliyor.

Son dönemde yaşanan afetlerin ardından kış aylarında da ani ve şiddetli yağışlara karşı hazırlıklı olunması önem taşıyor. Hava sıcaklıklarının yüksek olması, yağış kaynaklı tehlikeleri ortadan kaldırmadığı gibi yağmurun hangi bölgelerde etkili olacağına ilişkin belirsizlikler de risk yönetimini zorlaştırabiliyor.

Denizlerdeki sıcaklık artışı aşırı hava olaylarını etkileyebilir

Küresel iklim sistemindeki değişimler, mevsimlerin alışılmış özelliklerinin farklılaşmasında etkili oluyor. Deniz yüzeylerindeki sıcaklık artışı da bu süreçte önemli bir rol oynuyor. Normalden sıcak denizler, atmosfere daha fazla nem ve enerji aktarılmasına zemin hazırlayabiliyor.

Bu durum, uygun hava sistemleriyle karşılaşıldığında kuvvetli yağışların ve kış fırtınalarının gelişmesini destekleyebiliyor. Ancak deniz yüzeyinin sıcak olması tek başına sel ya da fırtına yaşanacağı anlamına gelmiyor. Yağışın oluşumu ve şiddeti, atmosferdeki diğer koşulların bir araya gelmesine bağlı olarak değişiyor.

Prof. Dr. Tağıl'ın değerlendirmesinde, El Nino, Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) ve Kutup Girdabı arasındaki etkileşim de öne çıkıyor. Bu büyük ölçekli sistemler, soğuk ve sıcak hava kütlelerinin hareketini etkileyerek Avrupa ve Akdeniz çevresindeki hava koşullarının şekillenmesinde rol oynuyor.

Ocak sonu ve şubat ayı için soğuk hava ihtimali

Kış mevsiminin ikinci yarısında atmosferik koşulların değişmesiyle birlikte Türkiye'de daha sert hava olayları görülebileceği belirtiliyor. Özellikle ocak ayının sonu ile şubat dönemine yönelik bazı model senaryolarında Kutup Girdabı'nın zayıflaması ihtimali dikkat çekiyor.

Kutup Girdabı, kutup çevresindeki soğuk havanın dolaşımını etkileyen büyük ölçekli bir atmosfer sistemi olarak biliniyor. Bu sistemin zayıflaması, bazı koşullarda kutup bölgelerindeki soğuk havanın daha düşük enlemlere ilerlemesini kolaylaştırabiliyor. Böyle bir gelişme yaşanırsa Türkiye, kuzeyden gelen soğuk hava dalgalarının etkisi altına girebilir.

Soğuk hava ile Akdeniz üzerinden taşınan nemli havanın karşılaşması ise kuvvetli yağışlara neden olabilecek koşulları oluşturabilir. Sıcaklıkların yeterince düşmesi halinde yağmur yerini kara bırakabilir; özellikle yüksek kesimlerde yoğun kar yağışı ve tipi görülebilir.

Bununla birlikte söz konusu ihtimaller, belirli bir tarihte mutlaka kar yağacağı ya da tüm Türkiye'nin sert kış koşullarıyla karşılaşacağı anlamına gelmiyor. Mevsimlik tahminler, olası hava eğilimlerini ortaya koyuyor. Yağışın hangi bölgelerde etkili olacağı ve soğuk hava dalgalarının ne zaman ulaşacağı gibi ayrıntılar, daha kısa vadeli tahminlerle netleşiyor.

Kar yağışı hangi bölgelerde etkili olabilir?

2026-2027 kışında kar yağışının bölgelere göre farklılık göstermesi bekleniyor. Mevsimin ilk bölümünde sıcaklıkların yüksek seyretmesi, özellikle alçak rakımlı bölgelerde karın yerde kalmasını zorlaştırabilir. Yağışların önemli bir kısmı bu alanlarda yağmur şeklinde görülebilir.

Kışın ikinci yarısında soğuk hava dalgalarının etkili olması durumunda ise Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun yüksek kesimlerinde kar örtüsünün güçlenmesi mümkün olabilir. Soğuk hava ile nemli hava sistemlerinin aynı dönemde etkili olması, bu bölgelerde kar yağışının şiddetini artırabilir.

Buna karşılık Türkiye'nin diğer kesimlerinde kar yağışının sınırlı kalması ihtimali de bulunuyor. Dolayısıyla yağışlı bir kış geçirilmesi, ülkenin her bölgesinde yeterli kar örtüsü oluşacağı anlamına gelmiyor. Yağmur miktarı ile kar yağışının dağılımı birbirinden farklı özellikler taşıyor.

Bu ayrım, özellikle su kaynakları açısından da önem taşıyor. Yağışların artması kuraklık baskısının hafiflemesine katkı sağlayabilirken, kar örtüsünün oluşması ve erime süreci barajların, akarsuların ve yer altı su kaynaklarının beslenmesinde farklı etkiler yaratabiliyor.

Ilık ve yağışlı kış beklentisi riskleri ortadan kaldırmıyor

Türkiye'nin uzun süredir kuraklıkla mücadele eden bölgeleri açısından yağışlı bir kış beklentisi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak yağışın fazla olması her zaman su kaynaklarının yeterince besleneceği veya kuraklık sorununun tamamen çözüleceği anlamına gelmiyor. Yağışların zamana ve bölgelere göre dağılımı da en az toplam miktar kadar önem taşıyor.

Şiddetli yağışların kısa sürede düşmesi, suyun toprağa nüfuz etmesini zorlaştırarak yüzey akışını artırabiliyor. Bu durum, bazı bölgelerde su baskınlarına ve taşkınlara yol açarken başka bölgeler beklenen yağışı alamayabiliyor. Dolayısıyla kış mevsiminin genel olarak yağışlı geçmesi, bölgesel risklerin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

Prof. Dr. Şermin Tağıl, kışın ilk yarısında ani sağanaklar ve sel, ikinci yarısında ise sert soğuklar ve yoğun kar yağışları gibi farklı tehlikelerin gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Mevsimlik tahminlerin kesin bir hava takvimi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Tağıl, değişen atmosferik koşulların yakından izlenmesinin önemini vurguluyor.

Önümüzdeki aylarda Türkiye'de hava koşullarının dönem dönem değişmesi beklenirken, özellikle kuvvetli yağış ve ani sıcaklık düşüşlerine ilişkin güncel meteorolojik uyarıların takip edilmesi önem taşıyor. Sel, su baskını, buzlanma ve yoğun kar gibi olayların günlük yaşamı aksatmaması için yerel koşullara uygun önlemlerin alınması gerekiyor.

Kaynak: AA

Güncel, 2026.10.18 08:39