Kuyular çekiliyor, buzullar eriyor! Dünyanın suyu tükeniyor!
Güncel, 2026.09.24 16:23Dünyanın su kaynaklarına ilişkin yeni veriler, küresel ölçekte büyüyen su krizini bir kez daha gözler önüne serdi. Nehirlerden yeraltı sularına, göllerden buzullara kadar dünyanın farklı bölgelerindeki tatlı su rezervlerinde dikkat çekici bir gerileme yaşanıyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) yayımladığı son rapora göre, 2025 yılı küresel nehir akışları açısından son 35 yılın en kurak dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Dünya genelindeki havzaların yüzde 36'sında nehir akışları normal seviyelerin altında kalırken, yeraltı suyu ölçümleri de tablonun yalnızca yüzey sularıyla sınırlı olmadığını ortaya koydu.
Raporda yer alan veriler, küresel su döngüsündeki dengesizliğin artık uzun süreli bir eğilime dönüştüğüne işaret ediyor.
Nehirlerde 35 yılın en düşük seviyelerinden biri
2025 yılı, dünya genelindeki nehirlerin taşıdığı su miktarı açısından dikkat çekici bir kuraklıkla geçti. Havza alanlarının yaklaşık yüzde 36'sında nehir akışları normalin altında ölçüldü.
Üstelik bu durum yalnızca tek bir yıla özgü değil. WMO verilerine göre havzalardaki normalin altındaki akış oranı üst üste yedinci yılda da yüzde 34 ile yüzde 38 arasında kaldı. Buna karşılık 1991-2020 yılları arasındaki ortalama değer yüzde 46 seviyesindeydi.
Bu tablo, nehirlerdeki su miktarındaki düşüşün geçici bir dalgalanmanın ötesine geçtiğini gösteren önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor.
Yeraltı sularında da tablo değişmedi
Dünyanın yüzeyindeki nehir ve göllerde yaşanan gerilemeye, yeraltı sularındaki düşüş de eşlik etti.
2025 yılında dünya genelinde düzenli olarak takip edilen yeraltı suyu kuyularının yaklaşık üçte ikisinde su seviyeleri geçmiş yılların normal değerlerinin altında kaldı.
Ölçümler, 2024 yılında ortaya çıkan su açığının 2025'te kapanmadığını gösterdi. Aksine birçok bölgede yeraltı su seviyelerindeki düşüş devam etti.
Yeraltı suları, özellikle kurak dönemlerde tarım, içme suyu ve diğer ihtiyaçlar açısından önemli bir rezerv oluşturuyor. Bu nedenle kuyulardaki seviyelerin uzun süre boyunca normal değerlerin altında seyretmesi, su kaynaklarının geleceği açısından dikkat çekici bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Dünyanın su rezervleri yaklaşık 10 yıldır geriliyor
Raporda dikkat çeken bir başka veri ise küresel su rezervlerinin uzun vadeli seyri oldu.
Yeraltı suları, göller, nehirler, toprak, bitki örtüsü, kar ve buz içerisinde bulunan toplam su miktarının 2014-2016 döneminden bu yana sürekli gerilediği belirtildi.
Yaklaşık 10 yıldır devam eden bu düşüş, su kaynaklarındaki değişimin yalnızca dönemsel kuraklıklarla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Dünyanın farklı bölgelerinde suyun dağılımı ve miktarı değişirken, uzun vadeli tatlı su rezervlerinde de belirgin bir azalma yaşanıyor.
Buzullar üç yılda 1.400 gigaton su kaybetti
Küresel su döngüsündeki değişimin en çarpıcı göstergelerinden biri de buzullardan geliyor.
Dünyadaki büyük buzul bölgelerinin tamamı, üst üste dördüncü yılda da buz kaybı yaşadı. 2023 ile 2025 yılları arasında kaybedilen buz miktarı yaklaşık 1.400 gigaton suya ulaştı.
Bu miktarın büyüklüğünü ortaya koymak için raporda dikkat çekici bir karşılaştırmaya da yer verildi. 1.400 gigaton suyun yaklaşık 560 milyon olimpik yüzme havuzuna denk geldiği belirtildi.
Sadece 2025 yılında buzullarda meydana gelen kayıp ise 408 gigaton olarak hesaplandı.
Buzulların küçülmesi, yalnızca deniz seviyelerindeki yükseliş açısından değil, buzullardan beslenen nehirler ve bu kaynaklara bağlı bölgelerin gelecekteki su ihtiyacı açısından da önem taşıyor.
Su kaynaklı afetlerin yükü iki kıtada yoğunlaşıyor
Su kaynaklarındaki değişim yalnızca kuraklıkla sınırlı kalmıyor. Sel, kuraklık ve diğer aşırı su olayları da dünya genelinde ciddi sonuçlara yol açmaya devam ediyor.
WMO verilerine göre son beş yılda kaydedilen sel, kuraklık ve diğer su kaynaklı aşırı olayların en az yarısı Asya ve Afrika'da meydana geldi.
Su kaynaklı afetlerde yaşanan can kayıplarının ise yüzde 80'den fazlası yine bu iki kıtada gerçekleşti.
Özellikle su kaynaklarına erişimin sınırlı olduğu ve aşırı hava olaylarına karşı kırılganlığın yüksek olduğu bölgelerde, kuraklık ve sellerin etkisi daha ağır sonuçlara yol açabiliyor.
WMO'dan erken uyarı sistemi çağrısı
Küresel su kaynaklarına ilişkin veriler, su döngüsündeki değişimin farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde hissedildiğini ortaya koyuyor. Bir bölgede nehir akışları azalırken başka bir bölgede aşırı yağış ve sel olayları görülebiliyor.
WMO ise artan su kaynaklı risklere karşı ülkelerin erken uyarı sistemlerini güçlendirmesi çağrısında bulunuyor.
Nehirlerdeki düşüş, yeraltı sularındaki gerileme ve buzullardaki hızlı kayıp birlikte değerlendirildiğinde, dünyanın su kaynakları açısından uzun vadeli bir değişim sürecinden geçtiğini gösteren veriler giderek artıyor.
Güncel, 2026.09.24 16:23