Körfez'deki savaş enerji fiyatları ve küresel piyasaları tehdit ediyor
Dünya, 2026.03.10 23:02Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na da ev sahipliği yapan Körfez bölgesinde ABD-İsrail ile İran arasında savaş küresel piyasaları da olumsuz etkiliyor.
İsrail'in İran'a saldırısı ve sonrasında gelişen olaylar enerji fiyatlarını vurdu..
ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu'da tırmanan gerilimin yakın zamanda sona ereceğine yönelik açıklamaları jeopolitik risklerin azalmasına katkı sağlasa da bölgedeki askeri risklerin devam etmesi, enerji piyasalarında yalnızca arz endişesi değil, aynı zamanda lojistik ve finansal riskleri de büyütüyor.
SERT YÜKSELİŞ SONRASI GERİ ÇEKİLDİ
Enerji fiyatlarındaki şok dalgası, çatışmaların ikinci haftasında Brent petrolü 110 dolar eşiğinin üzerine taşırken, Trump'ın bugünkü açıklamaları ve G7 ülkelerinin stratejik petrol rezervlerini devreye alabileceğine yönelik haber akışının etkisiyle, fiyatlar son bir haftada kaydedilen sert yükselişlerin ardından geri çekildi.
BRENT 2022'DEN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYESİNİ GÖRDÜ
Dün 114 dolara kadar yükselerek Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyesini gören Brent petrolün varil fiyatı, günü yüzde 4,6 düşüşle 86,6 dolarla tamamladı. Yeni işlem gününde ise Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,5 artışla 92,2 dolarda bulunuyor.
FİYATLARI ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ FAKTÖR: HÜRMÜZ BOĞAZI
Fiyatlardaki yükselişin arkasında, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın fiilen "yüksek riskli bölge" ilan edilmesi ve tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi yatıyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ REZERV VE ÜRETİMLE MERKEZDE BULUNUYOR
Körfez ülkeleri rezerv ve üretim güçleriyle küresel enerji sisteminin merkezinde bulunuyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) ve OPEC verilerine göre, bölgenin lideri Suudi Arabistan, günlük yaklaşık 10 milyon varil üretimi ve 267 milyar varillik kanıtlanmış rezerviyle piyasayı domine etmeye devam ediyor.
İRAN, KUVEYT VE BAE, DÜNYA PETROL REZERVLERİNİN YARISINI TEMSİL EDİYOR
Yaklaşık 209 milyar varil rezerv ve günlük 3,1 milyon varil üretime sahip İran, yaklaşık 101 milyar varil rezerv ve günlük 2,6 milyon varil üretime sahip Kuveyt, yaklaşık 100 milyar varil rezerv ve günlük 3,2 milyon varil üretime sahip Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de küresel petrol arzının temel sütunlarını oluşturuyor.
Bu ülkelerin toplam gücü, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yarısını temsil ederken, savaşın bu üretim merkezlerinin tam ortasında seyretmesi "arz güvenliği" kavramını yeniden tartışmaya açıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre de Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar ve İran'ın dünya petrol üretimindeki payı 3'te 1'e yakın seviyede bulunuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA GÜNDE 20 MİLYON VARİLDEN FAZLA PETROL TAŞINIYOR
Körfez ekonomileri için alternatif rotalar ise mevcut hacmi karşılamaktan oldukça uzak duruyor.
Hürmüz Boğazı'ndan günde 20 milyon varilden fazla petrol taşınırken, Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattı ve BAE'nin Habshan-Fujairah hattı gibi alternatif rotaların toplam kapasitesi bunun çok altında kalıyor. Olası bir blokaj durumunda küresel enerji akışının önemli bir bölümünün kısa vadede telafi edilmesi zor görünüyor.
Öte yandan, Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri toplam ham petrol ihtiyaçlarının yüzde 13'ünü bu bölgeden karşılıyor. Birlik genelinde Suudi Arabistan yüzde 6,9, Irak ise yüzde 5,9 payla en kritik tedarikçiler arasında yer alıyor.
SAVAŞIN EKONOMİ-POLİTİĞİ KÖRFEZ'İN FİNANSAL İSTİKRARINI DA HEDEF ALIYOR
Savaşın ekonomi-politiği, Körfez ülkelerinin uzun vadeli finansal istikrarını da doğrudan hedef alıyor. Bölgedeki tanker sigorta primlerinin bazı rotalarda yüzde 1000 artması ve kredi risk primlerinin (CDS) tırmanışa geçmesi, enerji gelirleriyle finanse edilen devasa kalkınma projelerinin maliyetini yukarı çekiyor.
Yatırımcıların güvenli liman arayışıyla bölge piyasalarından çıkış yapması, petrol fiyatlarındaki artışın getirdiği karı lojistik ve finansal maliyetlerle eritiyor.
Kaynak: AA
Dünya, 2026.03.10 23:02