Eski Ulaştırma Bakanı Denizolgun'un şüpheli ölümünde karar çıktı!
Güncel, 2026.10.27 17:39Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin, 'yalan tanıklık' suçundan tutuklanan Doktor Nurettin Demirkol, "Ben, telefonda yanlış anlaşılmamak adına kendimi 'özel doktor' olarak tanıttım. Bu şekilde tanıtmamın nedeni, kamu görevlisi bir doktor olmadığımı belirtmek içindi" dedi. Kararını açıklayan mahkeme, sanık Demirkol'un '2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Mahkeme, sanığın yaşını gerekçe göstererek cezasını erteleyerek, tahliyesine karar verdi.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz Çiftliği'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin tutuklanan Doktor Nurettin Demirkol, "yalan tanıklık" suçundan ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanık Demirkol ile tarafların avukatları hazır bulundu.
"TELEFONDA YANLIŞ ANLAŞILMAMAK ADINA KENDİMİ 'ÖZEL DOKTOR' OLARAK TANITTIM"
Duruşmada yaptığı savunmasında olayın üzerinden 10 yıl geçtiğini, süreci hatırlamasının mümkün olmadığını aktaran sanık Nurettin Demirkol, "10 sene önce yaşanan olaya kurgular eklenmiştir. Ben bir doktorum, 1 hafta önce yatırıp tedavi ettiğim hastayı hatırlamam bile mümkün değil. Hastaları hatırlamam için bilgisayar kaydına ihtiyacım oluyor. İfade sırasında elim titriyordu, savcı bana bunun nedenini sordu, cevabı tutanağa geçmedi. Sonrasında ise bir yerleri arayıp, ifade tutanağımın fotoğrafını çekti. İhbar hattını kendim aradığım iddia ediliyor. Ben savcılık ifademde, 'polisleri kimin veya saat kaçta aradığını hatırlamıyorum' demiştim ancak tutanağa, 'bilmiyorum' şeklinde geçildi. Ben ifademde, polisi 3-4 defa aradığımı, polisin de beni aradığını söyledim. Savcılık bana aradığım numarayı sorduğunda hatırlamadığımı söyledim. Arif Ahmet Denizolgun'un tansiyon problemi vardı. Ben, telefonda yanlış anlaşılmamak adına kendimi 'özel doktor' olarak tanıttım. Orada bir yanlışlık olmuş. Bu şekilde tanıtmamın nedeni, kamu görevlisi bir doktor olmadığımı belirtmek içindi" ifadelerini kullandı.

"ARADAN 10 SENE GEÇTİ İSNAT EDİLEN SUÇLARI HATIRLAMIYORUM"
Sanık Demirkol savunmasının devamında, ihbarı yaparken şüpheli ölüm değil, ani ölüm dediğini belirterek, "155'i arayıp, 'bir hastam var, aniden öldü. Savcının görmesi gerekiyor' dedim. Beni, 156'ya yönlendirdiler. İki konuşmada da sesler bana aittir. Ben, ihbarı yaparken 'şüpheli' demedim. 'Beklenmedik ani ölüm' dedim. Ben, ölümü şüpheli olarak değerlendiremediğim için hükümet tabibini aramak istedim ancak kimseye ulaşamadım, bu yüzden polisi aradım" şeklinde konuştu.
Maktul Denizolgun'un yüzünde kan görülmesine ilişkin de savunma yapan sanık Demirkol, "2016 yılında verdiğim ifadede ağzının kenarında kan sıvısı olduğu ve yatağı ıslattığını belirtmiştim. 2026 yılında verdiğim tanık ifademde, bana yüzde veya vücutta kan olup olmadığını sorduklarında, görmediğimi, 'ağız kenarından gelen koyu renkli sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim ama hatırlamıyorum' dedim. 7 Eylül 2016 tarihinde evde olmadığım söyleniyor ancak 48 saat boyunca evden BAZ kayıtlarımın olduğu sabittir. Aradan 10 sene geçti isnat edilen suçları hatırlamıyorum. Olay tarihinden 1 gün önce Galatasaray Adası'ndan BAZ verdiğim iddia ediliyor ama ben, Kuleli mevkiinde özel bir restoranda yemek yiyordum. Alihan Kuriş gibi kişilerin eve geldiğini görmedim. Ölüm olayından sonra eve çok fazla kişi geldi, sokak doluydu polisler de vardı" dedi.

"OLAY GÜNÜ EVE GELEN KİŞİLERİN BİR KISMI, MAKTULÜN YEĞENLERİDİR"
Olay gününe ilişkin yaptığı savunmasında, eve çok sayıda polisin geldiğini belirten sanık Demirkol, "Olay günü, sıkıntılı bir süreç yaşadım. Polisler, 'çok kişi gelmesi nedeniyle artık kimseyi almıyoruz' dediğini hatırlıyorum. Ben gittiğimde, Murat Bayrak ile yabancı uyruklu kişilerin beni karşıladığını hatırlıyorum. Olay günü eve gelen kişilerin bir kısmı, maktulün yeğenleridir. Bu durum BAZ kayıtlarında sabittir. 8 Eylül 2016 sabahı benim için bulanık bir dönemdi. Ben covid döneminde de devletime hizmet ettim. Biz doktorlar gizli denetimlere tabi tutuluruz. Bu denetimleri de başarıyla atlattım. Diğer tanık beyanlarının da çelişkili olmasına rağmen bana suç isnat edilmesini kabul etmiyorum. Burada, bu şekilde bulunmaktan utanç duyuyorum. Tutuklanmam sebebiyle kişisel ve ailevi olarak zor durumda kaldım, benim adli makamları yanıltma gibi bir amacım yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatımı talep ediyorum" diye konuştu.
2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI
Kararını açıklayan mahkeme, sanık Nurettin Demirkol'un 'yalan tanıklık' suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Mahkeme, sanığın yaşını gerekçe göstererek cezasını erteleyerek, tahliyesine karar verdi.
Kaynak: IHA
Güncel, 2026.10.27 17:39