Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü davasında karar: Doktora hapis cezası

Güncel, 2026.10.27 20:18

Eski ulaştırma bakanlarından Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin davada yargılanan doktor Nurettin Demirkol hakkında karar açıklandı. "Yalan tanıklık" suçlamasıyla Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinde hâkim karşısına çıkan 66 yaşındaki Demirkol, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın yaşı nedeniyle cezasının ertelenmesine ve tahliyesine hükmetti.

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü davasında karar: Doktora hapis cezası

Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili yürütülen yargı sürecinde, doktor Nurettin Demirkol'un tanık olarak verdiği ifadeler mahkemenin gündeminde yer aldı. Duruşmada hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yapan Demirkol, geçmişte verdiği ifadelerin bazı bölümlerinin yanlış anlaşılmış olabileceğini ileri sürdü. Suçlamaları kabul etmeyen sanık, beraatini ve tahliyesini talep etti.

Arif Ahmet Denizolgun'un Ölümüyle İlgili Davada Karar Verildi

Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın duruşmasında tutuklu sanık Nurettin Demirkol'un savunması alındı. Eski ulaştırma bakanlarından Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle bağlantılı olarak açılan davada, Demirkol'un tanık sıfatıyla verdiği ifadeler nedeniyle yargılandığı belirtildi.

Duruşmada kendisine yöneltilen suçlamalara karşı çıkan Demirkol, ifadesinin alınma sürecinin dört aşamadan oluştuğunu söyledi. Bu süreçte kendisine sunulan tutanakları okumadan imzaladığını öne süren sanık, daha sonra kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alınarak emniyete götürüldüğünü anlattı.

Mahkemede yaptığı savunmada, Denizolgun'u geçmişte birkaç kez muayene ettiğini belirten Demirkol, merhum bakanın sağlık durumuna ilişkin bildiklerinin sınırlı olduğunu ifade etti. Sanık, Denizolgun'un yalnızca tansiyon problemi olduğunu bildiğini, sürekli takip eden bir doktorunun bulunup bulunmadığı konusunda ise bilgisinin olmadığını dile getirdi.

Doktor Nurettin Demirkol'dan Özel Doktor Açıklaması

Savunmasının önemli bölümünde Arif Ahmet Denizolgun ile arasındaki doktor-hasta ilişkisine değinen Nurettin Demirkol, kendisinin merhum bakanın özel doktoru olmadığını vurguladı. Geçmişte kullanılan hekimlik unvanlarının farklılık gösterdiğini belirten sanık, bu nedenle ifadesinde tercih ettiği bazı kelimelerin yanlış anlaşılmaya yol açmış olabileceğini savundu.

Demirkol, o dönemde sağlık ocağı tabibi, hükümet tabibi, belediye tabibi ve aile hekimi gibi farklı tanımlamaların kullanıldığını hatırlattı. Bu kavramlar arasındaki ayrım nedeniyle yanlış anlaşılmamak amacıyla "özel doktor" ifadesini kullandığını belirten sanık, asıl anlatmak istediğinin kamu görevlisi olmadığı olduğunu söyledi.

Merhum bakanın özel doktoru olmadığını yineleyen Demirkol, ifadesindeki sözlerin farklı şekilde değerlendirilmesinin kendisini suçlamayla karşı karşıya bıraktığını öne sürdü. Sanık, mahkemede verdiği açıklamalarla hakkındaki iddialara karşı çıktı.

155 Acil Çağrı Kaydı Savunmada Gündeme Geldi

Duruşmada ele alınan konulardan biri de dosyada bulunan 155 acil çağrı ihbarına ilişkin çözüm tutanağı oldu. Nurettin Demirkol, tutanaktaki konuşmaları incelediğinde kendisine ait olduğunu anladığını belirterek olay günü yaptığı telefon görüşmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sanık, görüşme sırasında "beklenmedik ani bir ölüm" ifadesini kullandığını söyledi. Konuşmada polisin kendisine ölümün şüpheli olup olmadığını sorduğunu aktaran Demirkol, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünü şüpheli olarak değerlendirmediğini savundu.

Olayın ardından hükümet tabibini aramak istediğini ancak kendisine ulaşamadığını belirten Demirkol, bu nedenle polis tarafından yönlendirilmek istediğini ifade etti. Telefon görüşmesindeki sözlerinin ölümün şüpheli olduğu yönünde bir değerlendirme olarak yorumlanmaması gerektiğini ileri süren sanık, olay anındaki amacının ne yapılması gerektiği konusunda bilgi almak olduğunu dile getirdi.

Denizolgun'un Ölüm Günüyle İlgili İfade Farklılıklarını Anlattı

Nurettin Demirkol'un savunmasında üzerinde durduğu bir diğer konu, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ardından verdiği ifadeler arasındaki farklılıklar oldu. Olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini belirten sanık, bu kadar uzun bir sürenin ardından tüm ayrıntıları hatırlamasının mümkün olmadığını söyledi.

Demirkol, 2016 yılında verdiği ifadesinde Denizolgun'un ağzının sağ kenarında çizik şeklinde az miktarda kanlı sıvı gördüğünü anlattığını hatırlattı. Buna karşılık bu yıl verdiği ifadesinde yüzünde veya vücudunda kan görmediğini söylediğini belirten sanık, iki anlatım arasındaki farklılığa açıklık getirmeye çalıştı.

Olay günü gördüğü sıvıyı yanlış değerlendirmiş olabileceğini savunan Demirkol, mideden gelen sıvıyı kan olarak yorumlamış olabileceğini ifade etti. Aradan geçen yıllar nedeniyle olayın ayrıntılarını hatırlamakta zorlandığını belirten sanık, önceki ifadeleriyle mevcut beyanı arasındaki farklılığın bu durumdan kaynaklanmış olabileceğini ileri sürdü.

Kaynak: AA

Güncel, 2026.10.27 20:18