Erhan Çelik'ten Özlem Gültekin'in ölümüyle ilgili Gülben Ergen'i zora sokacak sözler
Magazin, 2026.08.28 11:18Erhan Çelik, İzmir'de şüpheli şekilde ölen boşanma aşamasındaki eşi Dr. Özlem Gültekin'in ardından Gülben Ergen ve avukatı Altın Mimir hakkında şok iddialar ortaya attı. Ergen ve avukatının eşini baskılayarak kendisine karşı kışkırttığını söyleyen Çelik, boşanmak için 50 milyon lira ve şirketlerinin yarısının istendiğini öne sürdü. Araç içi şiddet iddiasının anestezi ilacına tepki görüntüsü olduğunu belirten Çelik, 300 kişiye yasal işlem başlattığını duyurdu.
İzmir'deki kliniğinde hayatını kaybeden Op. Dr. Özlem Gültekin Çelik'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, boşanma aşamasındaki eşi haber spikeri Erhan Çelik'ten sarsıcı açıklamalar geldi. Eski eşi Gülben Ergen ve avukatı Altın Mimir'in süreçte kilit rol oynadığını öne süren Çelik; baskı, tehdit, 50 milyon liralık servet talebi, miras spekülasyonları ve araç içi şiddet iddialarına ilişkin tüm detayları tek tek anlattı.
"GÜLBEN ERGEN DEVREYE GİRDİ, ÖZLEM'İ BASKILADILAR"
Boşanma davası sürecinde mahkemeye delilleri sunduktan sonra yaşananları aktaran Çelik, Gülben Ergen'in sürece dahil olduğunu belirterek "2025 yılı Ocak ayında ben bu görüntü ve delilleri mahkemeye sundum ve sonra enteresan şeyler olmaya başladı. Olayların başlangıcı da bu. Ben dava açınca bunu duyan Gülben Ergen devreye girmiş, Özlem'e ulaşmış. Kendisiyle bir takım konuşmaları, görüşmeleri olmuş ki bunları zaten kayıt altına almış Özlem. Arama, konuşma, yazışma ne varsa rahmetli tek tek tutmuş. Şimdi hepsi savcılıkta, incelemede. Ve Gülben Ergen'in avukatı Altın Mimir'e vekalet vermiş. Bu arada aynı şekilde Altın Mimir'le yaptığı konuşma, yazışma hepsini tek tek kayıt altında tutmuş, telefonla kaydetmiş, bilgisayarına aktarmış ve bu konuşmalarda ona hakarete varan cümleler, kelimeler kullanılmış" dedi.
"KARŞINIZDAKİ KADIN DEĞİL MİYDİ?"
Özlem Gültekin'in anlaşma protokolü imzalamak istediğinde ağır baskılara maruz kaldığını belirten Çelik, "'Önce kadın ama ben bir anneyim' diyen sözde kadın hakları savunucuları bunlar. Karşınızdaki kadın değil miydi? O anne değil miydi? Kendi kararlarını kendi veremiyor muydu? Bütün bunların üzerine ölmeden bir hafta önce ilk işi avukatı Altın Mimir'i avukatlıktan azletmek olmuş. Tam da anlaşmalı boşanma protokolümüzün hazırlanıp velayet konusunda son şekli verdiğimiz günlerdi. Bunun hesabı da yargıda ayrıca sorulacak. Hem yetim kalan 6 yaşındaki evladım hem de ben bu davanın müştekisiyiz. Yakanızı bırakmayacağız" şeklinde konuştu.
"ŞİRKETLERİMİN YÜZDE 50'SİNİ VE 50 MİLYON LİRA İSTEDİLER"
Kamuoyunda şantaj ve baskı yöntemleriyle algı operasyonu yürütüldüğünü ifade eden Erhan Çelik, boşanma davasında kendisinden talep edilen astronomik rakamları ve mal varlığı taleplerini açıkça paylaştı: "O kadar çok asılsız iddia ve haber yaptılar ki, benden tam 50 milyon lira istendi boşanmam için. Aylık da toplam 450 bin lira nafaka. Her ay 450 bin lira nafaka. Bunlar da kayıt altında, dava dosyasında. Gazetecilik mesleğini bıraktıktan sonra kendi emeğimle, alın terimle kurup sekiz yılda altı ülkede toplam on bir şirket haline getirdiğim şirketler grubumun yüzde ellisini istediler. Kimseye, hele üzerinden komisyon alıp beni boşanma davasında bu iddialarla, sahte haberlerle kamuoyuna atıp tehdit edenlere hiçbir koşulda taviz vermedim. Rahmetliye de söyledim; 'Bak bunların derdi sana yardımcı olmak değil, bana düşmanlık' dedim ama anlatamadım."
"PORSCHE CİPİ BEN ALDIM, KREDİ BORCUNU ÖDEYECEK MİSİNİZ?"
Özlem Gültekin'in vefatının ardından başlayan miras tartışmalarına ve "astrolog" adı altında yayın yapan kişilerin yorumlarına sert tepki gösteren Çelik, merhumenin maddi durumuna dair şu detayları verdi: "Miras diye tutturanlar... En son kiralık bir evde oturuyordu. Hayatını kaybettiği klinik kiralıktı. Utanarak söylüyorum, bindiği Porsche marka cipi boşanma davası öncesinde evlilik yıl dönümünde ben yenilemiştim. Çevresinde asalak çoktu. Ailesinin de gayet iyi bildiği, bütün birikimiyle girdiği bir işte, projede verdiğinin yarısını çalan bir hırsız, bir kan emici vardı mesela. Şimdi o projeden geriye kalan bir ofisi, bir evi var ve düğünde, Ali'nin doğumunda takılan ziynet ne varsa o. Miras diye tutturanlar; İstanbul'da evlendikten sonra alıp, yarısından fazlasını yine benim peşin olarak ödediğim, rahmetlinin banka kredi borcu var. Öder misiniz? Ödeyecek misiniz şimdi? Haddiniz olmadığı halde bu kadar ilgili olduğunuza göre belki ödemek istersiniz."
"ARABADA ŞİDDET" İDDİALARINA AÇIKLIK GETİRDİ
Kamuoyuna "araç içinde şiddet" olarak yansıtılan ve ceza almasına neden olan olayın arkasındaki gerçeği açıklayan Erhan Çelik, söz konusu videonun anestezi ilacı yüzünden çıkan bir tartışmaya ait olduğunu söyledi: "Arabada şiddet diye lanse edilen, tedavi sonrası çantasında ilk kez gördüğüm ve hiç görmek istemediğim o ilacı, enjektörü gördüğüm saniye... Görüntüyü izleyin. Telefon benim elimde. Kaydeden benim. Telefonu almaya çalışan rahmetli. Ben kolumdan tutarak uzaklaştırmaya çalışıyorum, arabadan indirmeye çalışıyorum. Ve mahkemeye delil olarak kaydedilen bu görüntü sonra bana dönüyor. Dile kolay 2 yıl... Tek derdim o illet maddelerle mücadele oluyor. Sinirlenmedim mi? Elbette sinirlendim. Ama kolumu tutup arabadan indirme çabasının dışında hiçbir müdahalem olmadı. Fakat ceza yasamız neyi önceliyor? Kadının beyanı. Araçtan indirmek için kolunu tutmam nedeniyle 5 ay 3 gün ceza verdiler."
Geçmişte yaşanan "araç bıçaklama" olaylarına da değinen Çelik, o dönem sitenin tüm güvenlik kameralarının esrarengiz bir şekilde silindiğini öne sürdü. Vefat haberinin hemen ardından ortak bir tanıdık üzerinden Gülben Ergen'in kendisini aramak istediğini belirten Çelik, "Şu ana kadar 300'e yakın kişi hakkında yasal takip hazırlığı yapıldı. Devamı da gelecek ama en büyüğü mahşere saklı" diyerek hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini vurguladı.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Magazin, 2026.08.28 11:18