Bursa için kritik uyarı! Yağışlarla birlikte tehlike kapıda

Bursa Bölge, 2026.09.28 10:06

Bursa'da son günlerde etkisini artıran sağanak yağışların ardından sel, taşkın ve heyelan riskleri yeniden gündeme geldi. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yağışlı döneme girilmesiyle birlikte olası afet senaryolarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, risklerin önceden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

Bursa için kritik uyarı! Yağışlarla birlikte tehlike kapıda

YUSUF OSMAN İMAN / BURSADA BUGÜN

Bursa'da mevsimsel olarak yağışlı döneme girilmesiyle birlikte sel, taşkın ve heyelan risklerine karşı uyarılarda bulunan Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, iklim değişikliğinin de etkisiyle olağan dışı yağışların yaşanabileceğine dikkat çekti.

"DOĞAL AFET DİYE BİR KAVRAM YOKTUR"

Dünyanın yaklaşık 5 milyar yıllık süreçte dış ve iç dinamiklerle şekillendiğini belirten Yıldız, doğa olaylarının afete dönüşme sürecini şöyle açıkladı:

"Üzerinde yaşadığımız dünyamız 5 milyar yıl yaşındadır. Günümüze kadar geçen bu süreçte dünya yüzeyi dış dinamik (heyelan, sel, fırtına vb.) ve iç dinamik (volkanik faaliyetler, depremler vb.) olaylar ile şekillenmektedir. Bu olaylar bizleri etkilemediği sürece doğal olay olarak kalırlar. Ancak bu olaylar can ve mal kaybına, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açarsa bunun adı afet olur. Doğal afet diye bir kavram yoktur, doğa olaylarının afete dönüşmesi vardır."

Risklerin önceden belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması halinde afetlerin etkilerinin azaltılabileceğini ifade eden Yıldız, "Dünyada bu jeolojik ve meteorolojik olaylar 5 milyar yıldan beri tekrarlandığına göre; riskler belirlenir, toplumun bireyleri ve karar vericileri bilinçlendirilir, gerekli bilimsel önlemler alınırsa afeti engellemek ya da az zararla atlatmak tabii ki mümkündür" dedi.

"SEL, AYNI ZAMANDA BİR TAŞINTI BASKINIDIR"

Sel ve taşkın kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Yıldız, selin yalnızca su baskını olmadığını söyledi. Yıldız, "Sel, ilk bakışta bir su baskını görünümünde olmakla birlikte, aslında su baskınının yanı sıra, yamaçlardan derelere ulaşan ve yüksek sularla taşınıp gelen toprak, kum, çakıl, taş ve kaya parçalarından oluşan bir çamur ve moloz baskını, yani bir taşıntı baskını da söz konusudur" ifadelerini kullandı.

Taşkının ise farklı bir niteliğe sahip olduğunu belirten Yıldız, "Taşkın ise; toprağın geçici olarak bir akarsu ya da çok miktarda yağmur veya diğer nedenlerle oluşan büyük su kütlelerinin baskınına uğraması olayıdır. Taşkınlar daha çok vadi tabanlarında ve aşağı havzalarda meydana gelirler. İçerdikleri katı materyal miktarı sellere oranla daha az olan yüksek su akışlarını ifade ederler" dedi.

"SEL, TAŞKIN VE HEYELANLARIN ARTMASI OLAĞANDIR"

Küresel iklim değişikliğinin yağış rejimleri üzerindeki etkisine de dikkat çeken Yıldız, Türkiye genelinde artan sıcaklık ve buharlaşmanın atmosferdeki su buharı miktarını etkilediğini belirtti. Yıldız, "Küresel iklim değişimine bağlı olarak Türkiye genelinde artan ısı ve buharlaşmanın beraberinde, havada anormal bir şekilde su buharı birikmekte, bunun sonucunda da önceki dönemlere kıyasla anormal yağışların (süper hücre) oluşması beklenmektedir. Bu yağışların neticesinde de sel, taşkın ve heyelanların artması olağandır" diye konuştu.

"YAĞIŞLI DÖNEMLERİN BAŞLAMASI BEKLENİYOR"

Son dönemde sıkça kullanılan "kuraklık zirve yaptı" söylemlerine de değinen Yıldız, kurak dönemin ardından yağışlı döneme girilmesinin beklendiğini ifade etti. Yıldız, "Son günlerde 'kuraklık zirve yaptı' söylemlerini tüm mecralarda sıkça duymaktayız. Mevsimsel döngü sebebi ile en kurak dönemdeyiz, aynı zamanda da bu durum şu anlama gelmektedir; yağışlı dönemlerin de başlaması beklenmektedir. Küresel ısınmanın da etkisi ile değişen iklim koşulları sebebi ile maalesef çok dikkatli olmamız gereken bir döneme giriyoruz. Sel, taşkın ve heyelan olaylarının bu dönemlerde sıkça yaşanması muhtemeldir" dedi.

JEOLOJİ MÜHENDİSLERİNDEN 9 MADDELİK UYARI

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yağışlı dönem öncesinde alınması gereken önlemleri 9 maddede sıraladı.
Yıldız, "Yağışların anında ve sonrasında bir tehlike de heyelan - devrilme (kaya) riskidir. Bu durumlar da göz ardı edilmeden takip edilmeli, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanmalıdır" dedi.

"Olağan dışı yağışların görüldüğü bu dönemlerde, tüm olasılıklar göz önünde bulundurularak en hızlı şekilde aksiyon alınmalıdır" ifadelerini kullanan Yıldız, bölgesel risk haritalarının hazırlanması gerektiğini belirterek, "Bölgesel potansiyel heyelan ve sel haritaları sağlıklı olarak tamamlanarak yerleşim ve altyapı kararlarının alınmasında göz önünde bulundurulmalıdır" diye konuştu.
Dere yataklarındaki yapılaşmaya da dikkat çeken Yıldız, "Dere yatağındaki her türlü yapılaşma yasaklanmalıdır. Vadiler boyunca sel, taşkın, küçük heyelan ve akmalar nedeniyle tehlike altında olan konutlar/alanlar saptanıp gerekli önlemler alınmalıdır" dedi.

Dere yataklarından kontrolsüz şekilde malzeme alınmasının da taşkın riskini artırabileceğini belirten Yıldız, "Dere yataklarından bilinçsiz ve kontrolsüz olarak malzeme alınması engellenmelidir. Dere yataklarına yapılan müdahaleler başka alanlarda taşkına neden olmaktadır. Bu nedenle dere yataklarının daraltılmasından vazgeçilmeli, dere ıslah çalışmaları bölgede mevcut tüm dere yataklarında (kuru dere yatakları da dahil) en kısa zamanda başlatılmalıdır. Bölgedeki her türlü yapılaşmalar için jeolojik ve hidrolojik çalışmalar zorunlu hale getirilmelidir" ifadelerini kullandı.

"RİSKLİ BÖLGELERE METEOROLOJİ İSTASYONLARI KURULMALI"

Bursa'da bu hafta beklenen sağanak yağmurların oluşturabileceği sel ve taşkınlara yol açabilecek yağışların karakteri ve miktarı konusunda yeterli bilgi bulunmadığını belirten Yıldız, meteorolojik ölçümlerin artırılması gerektiğini söyledi.

Yıldız, "Son dönemlerde gerçekleşen; sel ve taşkın olaylarını oluşturan yağışların karakteri ve miktarı hakkında net bilgi elde edilememiştir. Hidrometeorolojik çalışmaların sağlıklı yapılabilmesi ve sağlıklı kararlar alınabilmesi için riskli bölgelerde standartlara uygun meteoroloji istasyonları acilen kurulmalıdır" dedi.

"AFET İŞLERİ BİRİMLERİNDE LİYAKATLI KADROLAR YER ALMALI"

Belediyelerde afet yönetimi konusunda uzman kadroların görev yapması gerektiğini belirten Yıldız, "Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinde oluşturulacak/oluşturulan Afet İşleri Daire Başkanlığı ve Afet İşleri Müdürlükleri liyakatlı kadroları ile tüm önleme-risk azaltma çalışmalarında bulunmalıdır" ifadelerini kullandı.

"1/100.000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI'NDA DİKKATE ALINMALI"

Kent planlamasında jeolojik ve jeoteknik özelliklerin temel alınması gerektiğini belirten Yıldız, "Kentin anayasası olacak 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı çalışmalarında bu hususlara özellikle önem gösterilmelidir. Jeolojik-Jeoteknik özellikler altlık olarak kullanılmalıdır" dedi.

"BURSA'NIN RİSK HARİTALARI ACİLEN HAZIRLANMALI"

Bursa'daki kurumların ortak çalışma yürütmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü, "Valilik, Yerel Yönetimler, AFAD, DSİ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi kurumların işbirliği ile, ilgili Akademik Odalardan da destek alınarak acilen Bursa'da heyelan, taşkın ve su baskını gibi kuvvetli yer hareketlerine yönelik duyarlılık, tehlike ve risk dağılımını gösteren bölge haritalarını hazırlaması gerekmektedir. Bu çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmalı, her bir birey farklı afet senaryoları için bilinçlendirilmelidir."

Bursa Bölge, 2026.09.28 10:06