Bir cenaze 20 yıllık evliliği bitirdi! Yargıtay'dan emsal karar
Güncel, 2026.08.12 13:38Ankara'da 20 yıllık evlilik, eşlerden birinin kayınvalidesinin cenazesine katılmaması nedeniyle açılan boşanma davasıyla sona erdi. Mahkeme, cenazeye gitmeyen kadını tam kusurlu bulurken, karar Yargıtay tarafından da onandı. Davacı eşin avukatı, kararın eşlerin birbirini zor günlerde yalnız bırakmaması açısından emsal niteliği taşıdığını söyledi.
İş insanı N.Y. ile iki çocuğunun annesi S.Y. arasındaki 20 yıllık evlilik, aile içindeki anlaşmazlıkların ardından mahkemeye taşındı. N.Y., 2024 yılında annesinin hayatını kaybetmesinin ardından eşinin cenaze törenine katılmamasını gerekçe göstererek boşanma davası açtı.
Davacı eş, mahkemeye sunduğu dilekçede yalnızca cenaze olayını değil, evlilik boyunca yaşandığını öne sürdüğü başka sorunları da gündeme getirdi. Eşinin düğün gibi sosyal etkinliklerde kendisine eşlik etmediğini ve aile çevresindeki cenazelere katılmadığını belirten N.Y., annesinin cenazesinde de yanında olmamasının evlilik açısından artık taşıyamayacağı bir noktaya ulaştığını savundu.
KAYINVALİDEYLE YAŞANAN TARTIŞMA DAVANIN MERKEZİNDEYDİ
S.Y. ise eşinden boşanmak istemediğini ve onu sevdiğini belirterek iddialara karşı çıktı. Kadın, eşine yönelik herhangi bir husumeti bulunmadığını, asıl problemin kayınvalidesiyle yaşadığı anlaşmazlık olduğunu ileri sürdü.
S.Y.'nin savunmasına göre kayınvalidesinin kendisinden habersiz şekilde evine gelmesi üzerine tartışma yaşandı. Bu tartışma sırasında söylediği "Ne ölüme ne dirime gel" sözünün ardından kayınvalidesinin cenazesine katılmadığını belirten kadın, davanın reddedilmesini istedi.
Ancak Ankara Aile Mahkemesi, tarafların sunduğu iddia ve savunmaları değerlendirdikten sonra davalı kadını boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu kabul etti.

MAHKEME KADINI TAM KUSURLU BULDU
Mahkeme kararında, kadının kayınvalidesine yönelik sözlerinin ardından eşinin annesinin cenazesine katılmamasının evlilik birliği açısından önemli bir kusur oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.
Kararda, davacı eşe yüklenebilecek ve boşanmaya neden olan olaylarla bağlantılı bir kusurun kanıtlanamadığı belirtildi. Bu değerlendirme doğrultusunda çiftin boşanmasına hükmedildi.
Yerel mahkemenin kararı daha sonra üst yargı mercilerinin incelemesinden geçti. Yargıtay da kararı onaylayarak boşanma hükmünün kesinleşmesini sağladı.
"CENAZEYE KATILMAMASI BARDAĞI TAŞIRDI"
N.Y.'nin avukatı Senem Yılmazel, müvekkilinin annesinin cenazesinde eşini yanında görememesinin uzun süredir devam eden sorunların ardından belirleyici nokta olduğunu söyledi.
Yılmazel, taraflar arasında sosyal ve kültürel farklılıklardan kaynaklanan geçimsizlik bulunduğunu, bunun yanında gelin-kaynana ilişkisindeki sorunların da evliliği yıprattığını belirtti. Annenin vefatının ardından cenazeye katılım sağlanmamasının müvekkili açısından evliliğin devamını zorlaştıran son olay olduğunu ifade etti.
Avukat Yılmazel, eşlerin yalnızca mutlu günlerde değil, hayatın zor dönemlerinde de birbirlerine destek olması gerektiğini vurguladı.

"EŞİ YALNIZ BIRAKMAK BOŞANMA NEDENİ OLABİLİR"
Kararın yalnızca kayınvalide veya cenaze ilişkisi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yılmazel, olayın temelinde eşin zor zamanlarında yalnız bırakılması bulunduğunu söyledi.
Yılmazel, eşin yakınlarının cenazesine katılmamanın olayın koşullarına göre boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabileceğini belirterek, Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesindeki evlilik yükümlülüklerine dikkat çekti.
Söz konusu maddede eşlerin birbirlerine yardımcı olma ve evlilik birliğinin gereklerini yerine getirme yükümlülüklerinin bulunduğunu hatırlatan Yılmazel, Ankara'daki davada verilen kararın bu açıdan dikkat çekici olduğunu ifade etti. Avukata göre karar, eşlerin birbirlerini özellikle hastalık, ölüm ve benzeri zor dönemlerde yalnız bırakmasının hukuki sonuç doğurabileceğini ortaya koyması bakımından emsal niteliğinde değerlendirilebilir.
Kaynak: DHA
Güncel, 2026.08.12 13:38