Batı Trakya'da 8 Türk azınlık okulunun faaliyeti askıya alındı!

Dünya, 2026.10.16 22:18

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, 2026-2027 eğitim öğretim yılında bölgede 8 Türk azınlık ilkokulunun faaliyetlerinin askıya alındığını açıkladı. Rodop, İskeçe ve Meriç bölgelerini kapsayan karara tepki gösteren Trampa, azınlık okullarının Türk dilinin ve kültürel kimliğin korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. İskeçe Azınlık Ortaokulu-Lisesi Encümen Heyeti Başkanı Ozan Ahmetoğlu da okulların özel statüsünün dikkate alınması ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.

Batı Trakya'da 8 Türk azınlık okulunun faaliyeti askıya alındı!

Batı Trakya'da Türk azınlık eğitimini ilgilendiren yeni bir gelişme yaşandı. Mustafa Trampa'nın açıklamasına göre, 2026-2027 eğitim öğretim yılında Rodop'ta 5, İskeçe'de 2 ve Meriç'te 1 olmak üzere toplam 8 Türk azınlık ilkokulunun faaliyetleri askıya alındı. Kararın geçici bir uygulama olarak tanımlandığını belirten Trampa, okulların eğitim faaliyetlerini sürdürememesinin fiilen kapanma anlamına geldiğini ifade etti.

Azınlık okullarının mevcut durumunu değerlendiren Trampa, söz konusu uygulamanın Batı Trakya Türk toplumunun eğitim alanındaki imkânlarını daralttığını dile getirdi. Azınlık eğitiminin sıradan bir eğitim hizmeti olarak ele alınamayacağını belirten Trampa, bu kurumların Lozan Antlaşması, ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuk çerçevesinde özel bir statüye sahip olduğuna dikkat çekti.

Trampa, okulların faaliyetlerinin durdurulmasının bu statüyle bağdaşmadığını savunarak azınlık eğitimine ilişkin kararların söz konusu haklar gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Türk azınlık ilkokullarının geleceğiyle ilgili yaşanan gelişmelerin yalnızca eğitim kurumlarını değil, bölgede yaşayan ailelerin ve çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti.

Türkçe eğitimin korunması çağrısı

Mustafa Trampa, azınlık okullarının Batı Trakya Türk toplumunun dilini, dinini ve kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmasında önemli bir işlev üstlendiğini söyledi. Türkçe ve Yunanca eğitimin birlikte verildiği bu okulların, çocukların hem kendi kültürleriyle bağlarını sürdürmeleri hem de Yunancayı öğrenmeleri açısından önem taşıdığını ifade etti.

Toplumsal hafızanın, geleneklerin ve dini değerlerin büyük ölçüde dil aracılığıyla aktarıldığına işaret eden Trampa, Türkçenin yaşatılması ile azınlık okullarının faaliyetlerini sürdürmesi arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu dile getirdi. Trampa, konuya ilişkin açıklamasında, "Şimdi biz bu dili, bu Türkçemizi muhafaza etmek istiyorsak okullarımızı da muhafaza etmek zorundayız" ifadelerini kullandı.

Velilerin çocuklarını Türk azınlık okullarına göndermesinin bu kurumların devamlılığı bakımından önemli olduğunu belirten Trampa, ailelerin tercihinin eğitim kurumlarının geleceğinde etkili olduğunu kaydetti. Azınlık okullarının varlığını sürdürmesinin, Batı Trakya Müslüman Türk toplumunun kültürel kimliğinin ve kuşaklar arasındaki bağlarının korunmasına katkı sağladığını ifade etti.

Trampa, öğrenci sayısındaki düşüşün okulların kapatılması için gerekçe gösterilmesini de eleştirdi. Türkiye'de İstanbul ve Gökçeada'daki Rum azınlık okullarının öğrenci sayıları düşük olsa dahi varlıklarını sürdürebilmeleri için çaba gösterildiğini hatırlatarak Yunanistan'dan da benzer bir yaklaşım beklediklerini belirtti.

Azınlık eğitim kurumlarının yalnızca öğrenci sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Trampa, bu okulların bölgenin kültürel çeşitliliğinin korunmasında da rol oynadığını vurguladı.

Okulların kapanması çocukları ve aileleri nasıl etkiliyor?

Türk azınlık ilkokullarının faaliyetlerinin askıya alınması, özellikle küçük yerleşimlerde yaşayan ailelerin eğitim düzenini de değiştiriyor. Mustafa Trampa, köylerdeki okulların kapanmasıyla ilkokul çağındaki çocukların eğitimlerine devam edebilmek için başka yerleşim birimlerine gitmek zorunda kaldığını anlattı.

Çocukların her gün farklı bir yerleşime ulaşmasının aileler açısından ekonomik ve psikolojik yük oluşturduğunu belirten Trampa, ulaşım güçlüklerinin özellikle kış aylarında daha belirgin hâle geldiğine dikkat çekti. Küçük yaştaki öğrencilerin olumsuz hava koşullarında başka köylere gitmek zorunda kalmasının eğitim sürecini ve ailelerin günlük yaşamını etkilediğini ifade etti.

Trampa'ya göre, okulun kapanmasının etkileri ulaşım masraflarıyla sınırlı kalmıyor. Bir köydeki okul, çocukların eğitim gördüğü bir kurum olmanın yanı sıra sosyal ilişkilerin geliştiği ve yerel kültürün yaşatıldığı alanlardan biri olarak da öne çıkıyor. Bu kurumların faaliyetlerini durdurması, köydeki eğitim ortamının ve kültürel yaşamın da değişmesine neden oluyor.

Köy okullarının toplum hayatındaki yerine değinen Trampa, "Bir köyde zaten bir okulun kapanması demek, o köyün o kültürel havasının yok olması demek. O eğitim atmosferinin yok olması demek" dedi.

Trampa, meselenin yalnızca çocukların başka okullara taşınması veya ailelerin karşılaştığı maddi güçlüklerden ibaret olmadığını belirterek Batı Trakya Türk azınlığının eğitim hakkının korunması gerektiğini dile getirdi.

Atina'ya diyalog ve azınlık okullarının statüsüne saygı çağrısı

İskeçe Azınlık Ortaokulu-Lisesi Encümen Heyeti Başkanı Ozan Ahmetoğlu da Batı Trakya'daki Türk azınlık okullarının sayısında son yıllarda ciddi bir azalma yaşandığını belirtti. Ahmetoğlu, Yunanistan genelinde öğrenci sayısı belirli bir seviyenin altına düşen okulların kapatılabildiğini ve öğrencilerin yakın yerleşimlerdeki eğitim kurumlarına yönlendirildiğini aktardı.

Ancak Türk azınlık okullarının özel ve özerk statüsünün bu süreçte dikkate alınması gerektiğini savunan Ahmetoğlu, genel eğitim sisteminde uygulanan kuralların azınlık kurumlarına da aynı şekilde uygulanmasını eleştirdi. Lozan Antlaşması başta olmak üzere uluslararası ve ikili anlaşmalarla belirlenen statünün, bu okulların korunması bakımından göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

Ahmetoğlu, sorunun çözümü için Yunanistan Eğitim Bakanlığı ile azınlık toplumu ve eğitim kurumları arasında doğrudan istişare yürütülmesinin önemine işaret etti. Eğitim alanında alınan kararların, bu kararlardan etkilenen toplumun temsilcileriyle görüşülerek değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ahmetoğlu, mevcut süreçte yeterli bir diyalog ortamının bulunmadığını söyledi.

Azınlık okullarının eğitim kalitesinin yükseltilmesine yönelik taleplerin uzun süredir gündeme getirildiğini de aktaran Ahmetoğlu, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki kurumların geliştirilmesi için yaklaşık 30 yıldır çağrılar yapıldığını ancak bu taleplerin karşılık bulmadığını dile getirdi.

Ahmetoğlu, yaşanan gelişmelerin toplumda ve veliler arasında azınlık okullarının zamanla ortadan kalkabileceğine ilişkin endişeleri artırdığını belirtti. Yunanistan yönetiminin yaklaşımını yeniden değerlendirmesi gerektiğini savunan Ahmetoğlu, eğitim kurumlarının geleceği konusunda azınlık toplumunun beklentilerinin dikkate alınmasını istedi.

"Bu, kazanılmış bir hakkımız ve bu hakkı kullanmak istiyoruz"

Ozan Ahmetoğlu, Batı Trakya Türk azınlığına mensup çocukların kendi okullarında Türkçe ve Yunanca eğitim alma hakkına sahip olduğunu vurguladı. Bu hakkın korunmasının toplum açısından önemli olduğunu belirten Ahmetoğlu, "Bu, kazanılmış bir hakkımız ve bu hakkı kullanmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Azınlık çocuklarının hem ana dillerini ve kültürlerini öğrenmelerini hem de Yunanistan'ın resmî dili Yunancaya hâkim olmalarını istediklerini belirten Ahmetoğlu, iki dilli eğitimin bu açıdan önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti.

Azınlık okullarının yalnızca ders verilen binalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Ahmetoğlu, bu kurumların kültürel devamlılık, kimlik ve aidiyet duygusunun korunmasında da etkili olduğunu dile getirdi. Eğitim kurumlarının faaliyetlerini sürdürmesinin, çocukların kendi toplumsal geçmişleriyle bağ kurabilmeleri açısından önem taşıdığını belirtti.

Ahmetoğlu, Yunanistan devletinden azınlık toplumunun bu yöndeki taleplerini kabul etmesini ve mevcut haklara saygı göstermesini beklediklerini ifade etti. Batı Trakya'daki Türk azınlık okullarının geleceğiyle ilgili tartışmalar sürerken, eğitim kurumlarının korunması, eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve karar süreçlerinde diyalog kurulması talepleri gündemdeki yerini koruyor.

Kaynak: AA

Dünya, 2026.10.16 22:18