'TBMM Uzlaşma Komisyonu tıkandı' diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, gerekçesini şöyle açıkladı: AKP, üç ay önce 'Başkanlık' bombasını attı, masayı devirdi. Bu sistemin tartışılması bile mümkün değil
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, barış sürecinde hem Abdullah Öcalan'ın, hem de AKP'nin açıklamalarında dillendirilen '1920 ruhu' ifadesini yorumladı. Koç, "1920'de iki ruh var; siz hangisinden yanasınız?" diye sordu.
KOÇ, 'Çözüm süreci'ne ilişkin sorularımıza şu yanıtları verdi:
l Geçen haziranda Uzlaşma Komsiyonu ve 'Akil Adamlar' heyeti önerdiniz.. 'Meclis zemini olmaz' denilirken şimdi komisyon teklifi yapıldı. Buradan başlayalım isterseniz.
'KÜRT sorunu' olarak ifade edilen bu sorun artık 'Türkiye sorunu' haline gelmiştir. Temelinde de demokratikleşememe vardır. CHP olarak bu olayın terör boyutuyla Türkiye'nin canını yakmaya başladığı 80'li yılların ikinci yarısından itibaren çözümü için en ciddi çalışmaları yapmış bir partiyiz.
l 1989 raporunuz var?
BEN de ondan söz ediyorum. Bu raporu hazırlayan o dönemki yöneticilerin DGM'lerde yargılanması söz konusu olmuştu. CHP, daha sonra girdiği seçimlerde, takındığı çözüm talebinin ağır siyasi bedellerini ödemiş bir siyasi partidir.
l Kamuoyunda CHP'nin bir şey önermediği algısı hakim...
CHP öneri yapıyor ama bir koro ezberlediği şarkıyı söylemeye devam ediyor: 'CHP çözüm istemiyor, görüşü yok.' Aynı kişilere 'AKP'nin çözümden ne anladığını yarım sayfa metin halinde toplumun önüne koyun' dediğimizde çıt çıkartmadıklarını biliyorsunuz.
l Önerilerinize dönersek...
BİZ iki komisyon kurulmasını önerdik. İlki Meclis'te her siyasi partinin eşit sayıda temsil edileceği komisyon, bir anlamda siyasal uzlaşma zemini. İkincisi, dışarıda toplumsal uzlaşmaya dönük adımları amaçlayan bir komisyon. Yani biz bugünkü gibi Başbakan tarafından tayin edilen ve kendi politikalarının pazarlanması için memur kıldığı 'Akil Adamlar Heyeti' önermedik. Biz Uzlaşma Komisyonu'nun belirleyeceği bir heyet önermiştik. Tamamen farklı.
l Sürecin önemli bir parçası da Uzlaşma Komsiyonu, ancak orada da tıkanma var...
BİZ seçimde verdiğimiz sözün gereği olan çağdaş, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa için oluşturulan 'Anayasa Uzlaşma Komisyonu'a katıldık, halen de arkadaşlarımız çalışıyor. Tıkanma ise şu; bundan üç ay önce Anayasa Uzlaşma Komsiyonu çalışmalarına, AKP o çalışmaları tıkayacak yani benim deyimimle, 'Masayı devirecek' bir öneriyle geldi. Yani bir bomba attı Başbakan.
l Başkanlık önerisini mi kastediyorsunuz?
EVET, 'Başkanlık Sistemi.' Yani Başbakan, üç dönemi bittikten sonra eğer cumhurbaşkanlığına aday olur ve kazanır ise bugünkü yetkilerinin çok dışında mevcut başbakanlık yetkileri, artı cumhurbaşkanlığı yetkileri, artı daha da güçlendirilmiş yargı hakimiyetini içeren yeni bir sistem önerdi.
l Bu sistemi tartışılamaz mı görüyorsunuz?
TARTIŞILAMAZ görüyoruz, çünkü topyekün rejim değişikliği anlamına geliyor.
l Başkanlık önerisiyle çözüm sürecinin eşzamanlı başladığını söylüyorsunuz...
ESAS önemli olan da bu. Anayasa Uzlaşma Komisyonu masası Ankara'da AKP tarafından başkanlık sitemi önerisi getirilip devrilirken, eşzamanlı olarak Öcalan'la birtakım devlet adına yapılan görüşmeler devreye girdi. Başbakan'ın şu sözleri aklımda, 'Biz görüşmüyoruz, devlet görüşüyor.' Devlet kim Allah aşkına? 'Ben başkan olmak istiyorum. Muhalefet buna karşı çıkıyorsa ben de başka bir yerde pazarlık yaparak anayasa değişikliği imalatına girişirim' diyor. İşin özü bu.
l Süreci, başkanlık sisteminin alt yapısı olarak mı görüyorsunuz?
SADECE biz değil. Süreci takip eden yorumcular veya sade yurttaşlar bu soruyu yüksek sesle soruyorlar kendi kendilerine. Öcalan, niyetini ortaya koyuyor. Masadaki diğer kişi olarak sen ne veriyorsun? 'Efendim bir şey vermiyoruz.' Bunlar boş laf. Ortada bir pazarlık var.
l Sürecin kırılma noktası yeni anayasa mı?
ANAYASA konusunda huninin dar kısmına geldik. İmralı ile görüşme zemininden sonra uzlaşı masası sabote ediliyor. Eğer AKP kanadında yaşanan tıkanma karşısında 'Öcalan desteğiyle karşımıza bambaşka bir taslak'la gelinirse hiç şüpheniz olmasın, bunun adı 'Demokratik anayasa' değil, 'AKP/PKK anayasası' olur.
l Böyle bir anayasa Meclis'ten geçebilir mi?
ONU bilemem. Meclis oylama esasıyla çalışan bir zemin.
Cumhuriyet refleksi demeliydi
l Cumhurbaşkanı Gül'ün 'İmparatorluk refleksi gösterelim', 'Anayasada vatandaşlık olmasa da olur' şeklindeki mesajlarını nasıl yorumluyorunuz?
CHP olarak Sayın Gül'e cevap verebiliriz ama makamının tartışılmasını doğru bulmuyoruz. Örneğin 'İmparatorluk refleksi' ile sorunların haledilmesini söylüyor. Oysa bulunduğu makam, 90 yıllık cumhuriyetin reflekslerinden söz etmesini gerektirir. Cumhuriyetin de bunca birikimi var.
1920'nin iki ruhu var hangisinden yanasınız?
l Öcalan'ın Nevruz konuşmasında, AKP de komisyon önergesinde 1920 ruhuna atıf yaptı. 1920'ye siz nasıl bakıyorsunuz?
BAKIN 1920'de iki ruh var. Birisi 1. Dünya Savaşı sonrasında elde kalan coğrafya üzerinde Sevr Mütarekesi ile ABD Başkanı Wilson'ın prensiplerine dayanan ruh. Diğeri Mustafa Kemal'in 'Milletin geleceğini, milletin azmi ve kararlılığı belirleyecektir' söylemine dayanan ruh. Acaba hangi ruhtan yanasınız? Biz de yurttaşlarımızın bir bölümünü dışlayalım demiyoruz ki, 'Eşit yurttaş, eşit insan hakları, güçlendirilmiş yerel yönetimler' diyoruz. Siz o dönem için Wilson Prensipleri'nden yana mısınız, 'Birlikte yaşama iradesi' sergileyenlerden mi yanasınız?
l AKP'li Mehmet Ali Şahin, 'Anketlerde bölgenin aidiyeti zayıflamıştı, bu adımı atmasak bölünecektik' dedi.
EĞER anketlerde o sonuçlar çıkıyorsa bu algının yeşermesinin siyasi sorumlusu kimler? Herhalde Papua Yeni Gine yerlileri değil.
l Bir hekim olarak, 'Beyaz Kefen, Baldıran Zehri' gibi söylemlere nasıl bakıyorsunuz?
ALLAH herkese uzun ömür versin, aynı zamanda izan da versin, akıl dirayeti versin. Beyaz kefenler, baldıran zehirleriyle kimse gerçekleri örtemez. Demokrasilerde bunlara yer yoktur.
AKŞAM
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2013.04.09 02:10