Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş Bakanlar Kurulu sonrası açıklama yaptı.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş "Karargah Rahatsız" haberine sert tepki göstererek, "TSK'yı siyasetin içine çekmeye kimsenin gücü yetmez" dedi.
Kurtulmuş, "Karargah Rahatsız" haberine ilişkin açıklama yaptı. Kurtulmuş, "Öyle anlaşılıyor ki, birileri sivil siyasetle TSK'nın uyumlu şekilde çalışmasından rahatsız. TSK, 15 Temmuz'dan çıkardığı dersle asla siyasetle ilgili değildir. Birileri 15 Temmuz'daki o felaketten sonra Türk Silahlı Kuvvetlerimizin itibarını yerle bir eden o 15 Temmuz hain kalkışmasından sonra, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yeniden itibar kazanarak, yeniden halkla bütünleşme sürecine girerek operasyonlar yapmasından, bu operasyonlarda da başarılı olmasından öyle anlaşılıyor ki birileri rahatsızlık duyuyor. TSK'yı siyasetin içine çekmeye kimsenin gücü yetmez. Herhangi bir şekilde manşet atarak TSK siyasetin içine çekilemez. Siyasetin içine asla girmeyecektir.Herkes işine baksın. Medya da işinize baksın. Türkiye Cumhuriyeti işinin başındadır" dedi.
RAKKA OPERASYONU
Rakka operasyonuyla ilgili de konuşan Kurtulmuş, "Türkiye'nin kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bu operasyonları toprak kazanalım diye yapmıyoruz. Türkiye'nin ulusal güvenliğini ilgilendiren operasyonlardır. Bu operasyonlar Türkiye'nin güvenliğini sağlamak içindir. Bizim derdimiz Suriye'de barışın sağlanmasıdır" dedi.
"Astana sürecinde, Ruslar ile iş birliği içerisinde olmamız..."
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Astana sürecinde, Ruslar ile iş birliği içerisinde olmamız, ABD ile Rakka meselesini konuşuyor olmamıza mani olmaz. Biz kiminle nerede Suriye barışını sağlamak için, halkların kendi şehirlerine dönmelerinin imkanını sağlamak için iş birliği yapabilirsek bunları konuşuruz" dedi.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Mesud Barzani'nin Türkiye'ye gelmeden önce yapmış olduğu açıklamaları değerlendiren Kurtulmuş, "Türkiye temalarında bu konular gündeme gelmedi. Türkiye temaslarının özü, Sayın Barzani ve Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin yapmış olduğu işbirliğinin gözden geçirilmesi, bölgede barışın sağlanması ve özellikle terör örgütlerine karşı ortak mücadelede hangi konular ele alınacak bunlar gündeme gelmiştir" diye konuştu.
Havaalanında Mesud Barzani'nin Bölgesel Kürt Yönetimi bayrağının göndere çekilmesi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, "İlk kez çekilmiyor. Sayın Barzani, Türkiye'ye her geldiğinde bu uygulama yapılmıştır. Hem Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin bayrağı hem Irak bayrağı hem de Türk bayrağı asılmıştır. Dolayısıyla önceki uygulamalarda da böyle olmuştur. Daha önceki ziyaretlerde de aynı uygulama olmuştur. Bu uygulama diplomatik teamüllere uygundur. Bunda herhangi bir şekilde yadırganacak bir durum yoktur" ifadelerini kullandı.
Rakka operasyonuna ilişkin ABD ile yapılan görüşmeleri de değerlendiren Kurtulmuş, konuya ilişkin olarak şu açıklamada bulundu:
"Resmi olarak hükümet tarafından açıklanmayan bir takım görüşlerin gerçekmiş gibi gündeme getirilmesi doğru değildir. Çok sayıda duyumlar oluyor ama bunlar resmi bilgiler olarak paylaşılmadığı sürece bunlara itibar etmemek lazım. Rakka operasyonu konusunda görüşmeler devam ediyor. Henüz gelinmiş bir ortak nokta yoktur. Bizim gerek Rakka operasyonu, gerek Cerablus operasyonu gerekse de El Bab operasyonu ile ilgili söylediğimiz ana çerçeve şudur: Türkiye'nin herhangi bir şekilde ne Irak'ın ne de Suriye'nin topraklarında gözü yoktur. Biz bu operasyonların hiç birisini toprak kazanalım diye yapmıyoruz. Bu operasyonlar Türkiye'nin ulusal güvenliğini ilgilendiren operasyonlardır. Buradaki temel meselemiz, kiminle nerede hangi sorunu çözebilirsek çözmeye gayret etmemiz. Suriye ve Irak'ta biran evvel barışın sağlanmasıdır. Rakka'da, Musul'da, Cerablus'ta ve diğer kentlerde süratli bir şekilde bölgelerin barışa kavuşması ve barış olduktan sonrada o bölgelerin yerli halklarının o şehirlerde oturmaya devam etmeleridir. Bunun temin edilmesi için herhangi bir şehirden bir terör örgütünü çıkartırken oraya başka bir terör örgütün getirmek bölge barışına hizmet etmez. Türkiye olarak bunu Hem ABD hem Rusya hem de ilgili bütün ülkelerle uluslararası koalisyonun mensuplarıyla paylaşıyoruz. Bu çerçevede yapılacak operasyonlara destek verilmesi konusunda da Türkiye'nin tutumu açıktır. Görüşmelerimiz devam ediyor. Rakka'da, ABD ve uluslararası koalisyonla ortak bir operasyon ihtimali eğer görüşmelerden sonra ortaya çıkarsa bunu yapmak, örneğin Suriye'nin batısında Ruslar ile özellikle Halep'teki barış üzerinden gerçekleştirdiğimiz ve sonu Astana'ya ulaşan o görüşmeler sürecine zarar vermez. Astana sürecinde, Ruslar ile iş birliği içerisinde olmamız, ABD ile Rakka meselesini konuşuyor olmamıza mani olmaz. Biz kiminle nerede Suriye barışını sağlamak için, halkların kendi şehirlerine dönmelerinin imkanını sağlamak için iş birliği yapabilirsek bunları konuşuruz."
Bir gazetecinin, "YPG'ye, ABD'nin yapmış olduğu silah yardımları yeniden gündemde. Yeni sevkiyatın yapıldığına yönelik görüntüler var. Bu sevkiyat, Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkiler" sorusuna Kurtulmuş, şu cevabı verdi:
"Biz başından itibaren uyarılarımızı yapıyoruz. ABD'nin, YPG'ye, PYD'ye ve bölgedeki diğer unsurlara herhangi bir şekilde silah desteğinde bulunması sorunu çözecek bir mesele değildir. DEAŞ çok sayıda verilen bu silahlardan aldı. Bizim görüşümüz açık. Buralarda makul, mutedil, meşru muhalefet örgütleri ile işbirliği yapılarak bu şehirlerin kurtarılması lazım. Rakka'nın tamamına yakını Arap nüfusludur. Arap nüfuslu olan bir şehri kurtarırken neredeyse tamamına yakını Arap olmayan unsurlar ile operasyonu yapmak bölge barışına hizmet etmez."
"TSK'yı kimsenin siyasetin içerisine sokmaya gücü yetmez"
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türk Silahlı Kuvvetlerine kimsenin siyasetin içerisine sokmaya gücünün yetmeyeceğini belirterek, "Artık herhangi bir şekilde manşet atarak TSK'ya ayar vermek, Türkiye'nin siyasi iradesine hükümete ayar vermek mümkün değildir. Herkes bunu aklına koysun" dedi.
Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında toplantıya ilişkin bilgi veren Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu gündeminde yer alan konuları anlattı.
Elektronik Ürün Piyasası Sistemine geçilmesinin hem piyasayı geliştirmek bakımından hem de Türkiye'de piyasa oluşması bakımından önemli bir adım olacağını belirten Kurtulmuş, böylece hem sermaye piyasasının çeşitleneceğini hem de üreticilerin ürünlerini değerlendirebilme imkanına sahip olacaklarını kaydetti.
4. Sanayi Devrimine geçiş ile ilgili atılacak adımlara ilişkin açıklamalarda bulunan Kurtulmuş "Özellikle 90'lı yılların başından itibaren sanayi ötesi döneme geçiş, yani 3. Sanayi Devrimi ile ilgili alan Türkiye'de hem sanayi erbabının hem üniversitelerin hem araştırma merkezlerinin ortak ilgi odaklarından birisi olmuştur. Şimdi artık 4. Sanayi Devrimi konuşuluyor. 4. Sanayi Devrimi dijitalleşmenin, dijital ortamların bireysel olarak daha iyi kullanılmasının ve özellikle sanayide dijitalleşmenin önünü açacak bir adımdır. Türkiye maalesef 1, 2 ve 3. Sanayi Devrimlerinde geriden takip etmiştir. Ne yazık ki, 1 ve 2. Sanayi Devrimini neredeyse 100 yıl geriden, 3. Sanayi devrimini de 30 yıl geriden takip etmiştir. Şimdi bu farkı kapatabilmek için önümüzde çok önemli bir imkan belirmiştir. Bu 4. Sanayi Devrimine ayak uydurabilmek için Türkiye'nin atacağı adımlar Bilim sanayi ve Teknoloji Bakanımız Faruk Özlü tarafından Bakanlar Kuruluna taktim edilmiştir. Bu çerçevede Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu diye, ilgili kurumların her birisinin, devletin ve üniversitelerin içinde olacağı bir dönüşüm platformu oluşturulmaktadır. Özellikle 3 alanda dönüşümün 4. Sanayi Devrimini yakalamak bakımından hayati önemde olduğu görülmektedir. Bunlardan birisi istihdam yapısının değiştirilmesi ve Türkiye'de yüksek nitelikli iş gücünün sayasının artırılması için yapılması gereken dönüşüm çalışmalarıdır. Şuanda imalat sanayisindeki üretimde yer alan işçilerimizin sadece yüzde 12'si üniversite mezunudur. Bu altyapının süratle yenilenmesi ve bu dönüşümün sağlanması gerekiyor. Ayrıca katma değer üretilebilmesi için ciddi bir şekilde işgücünün vasıflarının artırılması gerektiği gibi sanayideki teknoloji kapasitesinin de artırılması lazım. Bu çerçevede Türkiye'de hala sanayimizin ana direğini oluşturan KOBİ'lerdir. KOBİ'lerimiz istihdamın 3'te 2'sini oluşturuyor. Buna karşılık KOBİ'lerimiz toplam katma değerin yüzde 45'ini oluşturuyor. Katma değeri yüksek ürünlerin üretilebilmesi için KOBİ'lerimizin bir dönüşüm sürecinin içinden geçmesi ve bu dönüşüm sürecinde de Dijital Dönüşüm Platformunun etkin bir şekilde rol almasını öngörüyoruz. Bugün ihracatımızın sadece yüzde 3,5'unun ileri teknoloji ürünlerinden oluştuğunu düşünürsek bu alanda atılması gereken daha çok adım var, almamız gereken çok mesafe var. Bunun için bir üçüncü alan ise eğitim alanıdır. Eğitim alanındaki dönüşümün sağlanması dijital dönüşüm süreçlerine uyumlu bir şekilde hem liselerin hem teknik liselerin hem de üniversitelerin çok ciddi bir şekilde dönüşümden geçmesi önemlidir. Böyle yeni süreçlerde dünyada rekabet edebilecek bir ülke durumuna inşallah gelebileceğiz. Zaten birçok ülke Japonya'sından Avrupa Birliği ülkeleri ne kadar, Amerika Birleşik Devletlerinden Kanada'ya kadar, Hindistan'a kadar dünyada birçok ülkede bu sanayi 4.0 ile ilgili dönüşüm alanlarını tespit etmiş ve bunlarla ilgili çalışmalarını hızlandırmıştır. Ümit ediyorum ki, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının öncülüğünde ortaya konulan hükümetin ana belirleyici inisiyatif olan unsur olduğu ama bütün sanayinin paydaşlarının da bu süreçlerde katkı sunacak bir süreci yaşarız ve Türkiye çok hızlı bir şekilde 1,2 ve 3 Sanayi Devrimlerinde geriden gelmesinin telafi eder, sanayi 4.0 aradaki farkı çok hızlı sürede tamamlayarak yolumuza devam ederiz. Bu sadece bir tek bakanlığın değil, ilgili bütün bakanlıkların, hatta bütün bakanlıklarımızın tamamının önemli bir şekilde öne almaları gereken bir konudur, desteklemeleri gereken bir konudur, elbirliğiyle hep beraber önümüzdeki dönemde Sanayi 4.0'ın Türkiye'nin rekabet gücünü artırması için gayret sarf edeceğiz" dedi.
"MESELE SON DERECE YANLIŞTIR"
Bir gazetedeki 'Karargah rahatsız' başlığı ile verilen haberi değerlendiren Kurtulmuş, "Bu manşetin, 'Karargah rahatsız' şeklinde algılanmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Öyle anlaşılıyor ki, birileri Türkiye'de sivil siyasi irade ile TSK'nın uyumlu bir şekilde çalışmasından rahatsızlık duyuyor. Birileri, 15 Temmuz'daki o felaketten sonra TSK'nın itibarını yerle bir eden o 15 Temmuz hain kalkışmasından sonra TSK'nın yeniden itibar kazanarak, yeniden halkla bütünleşme sürecine girerek, operasyonlar yapmasından, bu operasyonlarda da başarılı olmasından birileri rahatsızlık duyuyor. Mesele son derece yanlıştır. TSK'nın siyasetin içine çekilmesinin hiçbir faydası olmadığını Türkiye görmüştür. 1950'den bu yana olan çok partili siyaset hayatımızda gördüğümüz gibi çok somut 15 Temmuz'da da gördük. 15 Temmuz'daki kalkışma, sadece bir darbe teşebbüsü olarak kalmamış, maalesef TSK'nın tarihinde TSK'ya en fazla zarar veren, TSK'nın algısını ve itibarını en fazla zedeleyen bir kalkışma olmuştur. TSK, 15 Temmuz'dan da çıkarttığı dersle asla siyasetle ilgili değildir, siyasetin içerisine çekilemez. TSK, kendi işine odaklanmış vaziyettedir. Kaldı ki Türkiye'de eski Türkiye değildir. Herkesin bu anlamda sözlerine dikkat etmesi lazım. Artık herhangi bir şekilde manşet atarak ne TSK'ya ayar vermek, ne Türkiye'nin siyasi iradesine hükümete ayar vermek mümkün değildir. Herkes bunu aklına koysun. Köprünün altından çok sular aktı" diye konuştu.
"TSK'YI KİMSENİN SİYASETİN İÇERİSİNE SOKMAYA GÜCÜ YETMEZ"
TSK'nın siyasetin içerisine asla girmeyeceğini kaydeden Kurtulmuş, "Türkiye'de bundan sonra sivil irade, milletin vermiş olduğu yetkiye dayanarak işinin başındadır. Millet, milli iradenin yegane koruyucusu ve kollayıcısıdır. TSK, hükümetin, milletin görev vermiş olduğu iradenin emrinde görevlerini yapan Türkiye'nin önemli kuruluşlarından bir tanesidir. TSK'yı kimsenin siyasetin içerisine sokmaya gücü yetmez. TSK, FETÖ'nün ve geçmiş dönemlerde TSK'yı siyasete bulaştırmak isteyenlerin ne kadar büyük zarar verdiğini biliyor. Bütün bu itibarsızlaştırma çabalarının gerçekten en büyük zararı TSK'ya verdiğinin farkındadır. Bu süreçte herkes işine baksın. Bu tür manşetlerle hiç kimse ne TSK'nın görüşünü değiştirebilir, ne hükümetimizin olaylara karşı sergilediği tavrı değiştirebilir. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti işinin başındadır. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, Türkiye'nin bütün anayasal kurum ve kuruluşları ile anayasada belirtilen çerçevede işbirliği içerisinde yoluna devam eder. Sivil irade millet adına siyasi irade hükümettedir ve bütün kurum ve kuruluşlarda hükümetin emrinde vazifelerini yapıyor" açıklamasında bulundu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2017.02.27 18:17