İtalya'da Temyiz Mahkemesi'nin Berlusconi hakkında vereceği krar merakla bekleniyor...
İtalya nefesini tutmuş Temyiz Mahkemesi'nin 30 Temmuz'da Silvio Berlusconi davasına ilişkin vereceği son kararı bekliyor. Karar siyaset cephesini ilgilendirdiği kadar, ekonomi çevrelerinin de yakından ilgilendiriyor. Enrico Letta hükümetinin ilk yüz günü beklentilerin altında bir performansla sonuçlandı. Bu başarısızlığın ardında hükümet içinde varlığıyla destek olmaktan çok siyasi vaatlerini gerçekleştirme noktasında canla başla çalışan Berlusconi'nin partisi de bulunuyor. Siyaset kazanı hiç olmadığı kadar kaynıyor. İtalya'nın Ekim'de erken seçime gidilebileceğini düşünen siyasi partiler için propaganda dönemi başladı bile.
Silvio Berlusconi için de çıkacak karar hayati önem taşıyor. Ekim 2012'de Milano Asliye Hukuk Mahkemesi Berlusconi'yi para aklama ve vergi kaçırma suçlarından Mediaset davasında, haksız buldu. İstinaf mahkemesinin Haziran ayında verdiği karar da aynı yönde oldu. Şimdi gözler son kararı verecek olan Temyiz Mahkemesi'nde. Eğer mahkeme haksız bulursa, Berlusconi ileri yaşı sebebiyle hapse gitmeyecek ama beş yıllık siyaset yasağından kurtulamayacak. Mediaset davası gibi , Rubygate davasında da , yedi yıl hapse mahkum olan Berlusconi'yi siyaset yasağı bekliyor. Bu davanın süreci daha tamamlanmadı. Berlusconi'yi ve çevresini en fazla tedirgin eden de bu olası siyasi yasak.
İtalya'nın nefesini tuttuğu ve kararını beklediği davanın 30 Temmuz'da sonuçlanacak olması komplo tartışmalarını da alevlendirdi. Berlusconi taraftarları normalde ağır işleyen mahkemenin kararını açıklama noktasında aceleci davrandığını iddia ediyor. Onlar için İtalyan hukuk sistemi "komünistlerin" ve "feministlerin" denetimi altında. Berlusconi'nin avukatları için bu bir ilk. Mahkemenin duruşma tarihini hızla çıkarmasının ardında savunma çalışmalarını engellemeye dönük bir manevra olduğunu iddia ediyorlar. Avukatların tarih konusunda bu kadar ısrarcı olmaları aslında, bu güne kadar otuza yakın davada genellikle ileri sürdükleri yasa değişiklikleri veya zaman aşımı kartını ileri süremeyecek olmalarından kaynaklanmaktadır. İtalyan siyasetinde komplo bir realite olmakla birlikte, Berlusconi'nin komploya kurban edildiği iddiası, kamuoyu önünde yaşananlar hatırlandığında, inandırıcılığını yitirmekte.
Letta hükümetinin içinde yer almaları işleri kolaylaştırmıyor. Hızla sona gelindiği hissi siyasi atmosferi zehirliyor. Öyle ki, üç aydan bu yana entegrasyon bakanlığının başına getirilen Cecile Kyenge ırkçı ve popülist partilerin hedefinde. Kongo Cumhuriyeti'nde dünyaya gelen Kyenge'nin rengi sebebiyle İtalyan olamayacağı ifade ediliyor. Ölüm tehditleri alan bakanın koruma sayısı artırıldı. Kimliğini oluşturan farklı kültürel kökenleri sebebiyle Kongo'ya dönmesi gerektiği, ırzına geçilebileceği veya maymuna benzediğini dillendiren siyasilerin olması İtalya'nın içinden geçtiği siyasi atmosfer hakkında küçükte olsa bir fikir veriyor.
Berlusconi her şeye rağmen siyasi ajandayı dikte edebilecek güçte olduğunu, mahkemenin 9 Temmuz açıklamasından iki gün sonra, parlamento ve senato çalışmalarına yirmi dört saat katılmayarak gösterdi. Bu davranış bir meydan okuma olarak yorumlandı.
Siyaset dünyasında görülen güç çekişmeleri ekonomi ve finans çevrelerinde de görülüyor. Son olarak yüz yıla aşkın bir zamandır varlığını sürdüren « İl Corriere della Sera » (1876) borçları sebebiyle yeni hissedar arayışına çıktı. Büyük ailelerin (Agnelli, Mediobanca, Pirelli, Generalli, Edison...) hissedarı olduğu gazetede bir güç dengesi mevcut. Ne var ki, Diego Della Valle (hisselerin yüzde 8,8'ini elinde bulunduruyor) güç dengesinin Fiat'ın da sahibi olan Agnellilerin (hisselerin yüzde 20,1'ine sahip) lehine değişmekle olduğunu ileri sürerek cumhurbaşkanından müdahale etmesini istedi. Ancak Napolitano serbest piyasaya ilgilendiren konulara müdahale etmesinin mümkün olmadığını Della Valle'ye hatırlattı. Üstte bu tartışmalar yaşanırken, hisselerin yüzde 15'i ismi açıklanmayan birine satıldı. Şimdi gözler güç dengelerini değiştirebilecek bu ismin kim olduğunu arıyor. Büyük ailelerin güçlerini yayma çabası İtalyan destanlarını aratmıyor.
Zor şartlar altında, Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano'nun devreye girmesiyle kurulan Letta hükümeti şuan muhalefette olan Beppe Grillo'nun M5S partisini dahil etmek suretiyle Berlusconi'den kurtulma hesapları yapıyor. Lakin bunun gerçekleşme olasılığı çok düşük. Üç ayda kendi grubu içinde ciddi ihtilaflara düşmüş olan Grillo'nun bunu kabul etmesi zor görünüyor. Hükümet cephesinde yaşananları saatli bir bombaya benzetiyor ve bir an önce cumhurbaşkanının İtalya'yı seçime götürmesi gerektiğini söylüyor. Ancak hükümet programında yer alan seçim yasası değiştirilmeden seçime gidilmesi sandıktan çok farklı bir tablo çıkarmayacaktır.
Berlusconi, Letta hükümetinin geleceğini ipotek altına almakla aslında finans çevrelerinin beklediği yapısal reformların hayat bulmasını da engellemekte. İtalya'nın ekonomi karnesi yılın ilk altı ayı için beklentilerin gerisinde kaldı. İşsizlik rakamları tarihi bir rekora ulaştı (yüzde 12,2). Tablonun kararması sebebiyle kredi derecelendirme kurumu Standard & Poor's bundan on gün önce İtalya'nın kredi notunu düşürdü. İtalya Bankası da 2013 tahminlerini gözden geçirdi ve gerilemenin beklentilerin biraz daha gerisine düşeceğini duyurdu (-1,9). Hal böyle iken hükümetin Mario Monti döneminde getirilen ev vergisinin bir taksidini ertelemesi (Berlusconi seçimlerde kaldırmayı vaad etmişti) ve KDV'de bir puan gerilemesi bütçe disiplini konusunda fikir verirken, Berlusconi'nin hükümet üzerinde ki etkisini de göstermektedir. İtalya nefesini tutmuş en uzun yazını yaşarken, gerçekçi çözümlerin yola koyulamaması beklenen ekonomik ve sosyal baharı her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Dünya, 2013.07.22 10:45