Moody's Türkiye Kıdemli Analisti Sarah Carlson, dış risklerin Türkiye açısından göz önünde bulundurulması gereken temel riskler olduğunu söyledi.
Türkiye'nin notunu değiştirmeyen Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody's'in İstanbul'da düzenlenen toplantısında konuşan Moody's Türkiye Kıdemli Analisti Sarah Carlson, yükselmekte olan pazarlara kıyasla Türkiye'nin ekonomik güç puanının görece yüksek olduğunu, kurumsal güç ölçütü açısından ise yükselmekte olan ülkelerde benzer düzeyde bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin olay risklerine karşı hassasiyetinin orta artı durumda olduğunu bildiren Carlson, dış risklerin Türkiye açısından göz önünde bulundurulması gereken temel riskler olduğunu ifade etti.
Moody's'in Mayıs ayında Türkiye'nin kredi notunu"Ba1"den "Baa3"e yükseltmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Carlson, Türkiye'nin yapısal ve kurumsal reform anlamında önemli adımlar attığını ve atmaya devam edeceğini bildirere atılan adımların ülkenin dış risklere karşı hassasiyetini azaltacağını dile getirdi.
Türkiye ekonomisinin dinamik çeşitlendirilmiş olduğuna dikkat çeken Carlson, büyümede iç talebin daha fazla etkili olduğunu ve sadece sektörel çeşitlilik değil ticaret ortaklarında da çeşitliliğe gidildiğini belirtti. Carlson alınan makro önlemlere rağmen bu yıl yüzde 3,5 gelecek yıl ise yüzde 3,7 oranında büyüme beklediklerine dikkat çekti.
Enflasyonun hala yüksek olduğunu vurgulayan Carlson, enflasyonun bu yıl ve gelecek yıl yüzde 5'lik hedefinden daha yüksek olacağını öngördüklerini söyledi.
Moody'sTürkiye Kıdemli Analisti, AB müzakerelerinde çeşitli fasıllarda ilerleme kaydedilmesinin kurumsal güç üzerine çok önemli etkisinin olabileceğini ifade etti.
Carlson, Türkiye'nin kurumsal gücünün diğer gelişmekte olan piyasalara göre daha düşük fakat kredi notu aynı ülkelere karşı iyi durumda olduğuna dikkat çekti.
Yurtiçinde siyasi olayların riskini politik kutuplaşmanın belirlediğine değinen Carlson, ''Bu yaz yaşanan olaylara rağmen kutuplaşma algımızda değişiklik olmadı. Gösterilerin altnda yatan sebepleri siyasi risk olarak değerlendirdik. Hükümetin verdiği tepki kurumsal gücün değil siyasi olay riskinin parçasıdır. Jeopolitik gerilimin de orta düzeyde olduğına inanıyoruz'' dedi.
Yatırımcıların genelde kendisine Türkiye için en büyük riskin ne olduğu sorusunu yönelttiklerini kaydeden Carlson, olumsuz riskler içinde dış risklerin oldukça önem arz ettiğinin bilgisini verdi. 2011 yılındaki kadar olmasa da cari açığın çok yüksek olduğunu bildiren Carlson, cari açığın bu yıl yüzde 7,5, gelecek yıl ise yüzde 7 olmasını öngördüklerini söyledi.
Cari hesap açığının nasıl finanse edildiğine bakıldığında, kriz önceki dönemden farklı bir tabloyla karşılaştıklarına değinen Carlson, yabancı doğrudan yatırımın rolünün azaldığını belirtti.
Türkiye'nin döviz rezerlerinin GSYH'ya kıyasla diğer ülkelere kıyasla düşük kaldığını bildiren Carlson, krizden önce daha uzun vadeli sermaye akışlarının kısa vadeye dönüştüğünü dile getirdi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2013.12.03 13:52