Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, Gelecek-Saadet ortak grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek-Saadet ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Davutoğlu'nun cümlelerinin satırbaşları şu şekilde:
Diyarbakır'da Kulp da bir olay yaşında Merkez Başkanı ile ilgili iddialar var TÜİK'in enflasyon rakamları var ve hemen hemen hangi konuya dokunursanız dokunun milletin değerleriyle devletin kurumsallaşması arasında bağ kurmayan bir iktidar var.
Diyarbakır Kulp'ta ne oldu bizim tutumumuz açıktı şu anda da son derece açık bazı olaylar vardır ki olup olmaması kadar duyulması dahi toplumu sarsar hutbe okuyan bir imama kaymakamın müdahalesinde bahsediyorum. Sadece müdahale değil darp iddiaları da ve bu iddialar da reddedilmiş değil.
Şimdi hepimiz Anadolu topraklarından geldik. Bir küçük köyde eğer bir boşanma olsa iki aile ihtilaf etse, o köy de bir felaket olsa, üç kanaat önderi bir araya gelir. Muhtar imam ve öğretmen. Muhtar halkı temsil eder, imam halkın değerlerini temsil eder, öğretmen irfanı öğretmeni temsil eder.
Şehitlerimiz bizim en yüce miraslarını başımızın tacı kıldığımız yetimlerini evladımız, eşlerini bacı bildiğimiz en yüce değerlerimizdir, kimse şehitlerimiz üzerinde bir istismara asla kalkışmasın. Şehitlerin ruhu ve maneviyatı o şehitler adına konuşan yüce milletimize, meclisimize aittir. Bundan hiçbir taviz vermeyiz.
Diyelim ki imam şehitlerimizle ilgili iki paragrafı unuttu, sehven veya bilerek okumadı. Bir kaymakamın yapması gereken bunu not alması ve daha sonra idari soruşturma ile gereğini yapması. Eğer sehven olmuşsa mesele hallolur, eğer bilinçli veya bir örgüt iltisatı varsa bunun gereğini yapıp adli makamlara teslim etmesidir.
Bir kaymakam suç ne olursa olsun ceza makamı değildir. Demokratik hukuk devletinde ceza makamı mahkemelerdir. Eğer herkes kendisi adaletin yerine geçip ceza uygulamaya başlarsa toplumda huzur kalmaz.
Kaymakamı destekleyen diğer kaymakamlar arkası arkasında açıklama yaptılar. Memur-Sen açıklama yaptı. Bir devlette olmaması gerek şey, devletin bürokratı kaymakamı sendika değildir. Ortada suç varsa yeri ve otoritesi bellidir. Kaymakamlar tek tek devleti temsil ederler. Toplumca bir refleks vermeye başladıklarında ortak beyanatlarda bulunan askeri yetkililerin vesayeti gibi bir tablo ortaya çıkar. Hatırlarsanız 28 Şubat'ta.
Devlet bürokratı kendi başına konuşmaz, devlet bürokratı devlet adına konuşur ve siyasi iktidar gerçekten iktidarsa önce o konuşur sonra bürokrat konuşur. Demokratik hukuk devletinde böyle şey yaşanmaz.
Kaymakam MHP kökenliymiş, imam AK Partiliymiş. MHP ile AK Parti arasında bir güç mücadelesi varmış. Çok net ifade edeyim. İmamın siyasi kimliği olmaz, imamın tek kimliği vardır; islam islam islam.
Bir devlet adamı olarak ifade ediyorum; kaymakamın siyasi kimliği olmaz kaymakamın tek kimliği vardır devlet devlet devlet.
Siyasi kimlikler üzerinden kaymakamları imamları karşı karşıya getirirsek olacak şey toplumsal kaostur.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2024.01.24 09:47