Son yıllarda giderek yaygınlaşan "gece uyuyamama, sabaha karşı uykuya dalma" problemi, birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Nev Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloğu Helin Ezgi Deniz, bu durumun kişisel bir sorun ya da tembellik olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, biyolojik saat ile modern yaşamın temposu arasındaki çatışmaya dikkat çekti.
SEMA ÜSTÜNTAŞ ÇAKAR / BURSADA BUGÜN
Son dönemde giderek daha fazla kişinin dile getirdiği "Sabaha kadar uyuyamıyorum, güneş doğarken anca dalıyorum" şikâyeti, sanıldığı gibi tembellik ya da disiplinsizlikten kaynaklanmıyor. Nev Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloğu Helin Ezgi Deniz, bu tablonun biyolojik saat, stres, yoğun ekran kullanımı ve zihinsel yüklerin kesiştiği bir sorun olduğuna dikkat çekti.
"ZİHİN GECE ALARMDA KALIYOR"
Gece geç saatlere kadar uyanık kalan bireylerde yoğun bir zihinsel uyarılmışlık hali gözlemlendiğini vurgulayan Deniz, "Gün içinde bastırılan kaygılar, ertelenen düşünceler ve belirsizlikler, yatakta adeta sıraya giriyor. Beyin çözüm üretmeye çalışırken kendini uykuya değil alarma hazırlıyor" diye konuştu. Bu duruma telefon, tablet, bilgisayar ve sosyal medya kullanımının eklenmesiyle melatonin salgısının geciktiğini ve biyolojik saatin şaştığını ifade etti.
"RİTİM KAYBI UYKUSUZLUĞU BESLİYOR"
Evden çalışma, düzensiz mesailer ve şehir yaşamının geç biten temposunun uyku düzenini bozduğunu belirten Deniz, "Biyolojik saat rutini sever. Her gün farklı saatlerde yatıp kalkmak, vücudun neye hazırlanacağını bilememesine yol açıyor. Sonuçta gece uyuyamama, sabah uyanamama döngüsü oluşuyor" dedi.
"DEPRESYON VE KAYGI EŞLİK EDEBİLİR"
Uzayan uyku sorunlarının bazen depresyon ve anksiyete bozukluklarıyla ilişkili olabileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Deniz, "Anksiyetede zihin geceyi endişe üretmek için kullanır. Depresyonda ise ya aşırı uyku ya da sabaha karşı uyanmalar görülür. Bir süre sonra uykusuzluk, öğrenilmiş bir kaygıya dönüşebilir" ifadelerini kullandı.
"ÇÖZÜM: UYANMA SAATİNİ SABİTLEMEK"
Uyku sorunlarıyla baş etmek için ilk adımın uyanma saatine odaklanmak olduğunu belirten Deniz, "Her gün, hafta sonu dâhil aynı saatte kalkmak biyolojik saatin yeniden ayarlanmasına yardımcı olur. Gece geç yatılsa bile sabah aynı saatte kalkmak sistemi onarır" dedi.
Yatak-uyku ilişkisinin yeniden kurulmasının da önemli olduğunu söyleyen Deniz, uzun süre uyuyamayan kişilerin yatakta uyanık kalmaması gerektiğini, uykusu gelmeyenin kısa süreli sakin aktivitelerle yatağı terk etmesinin faydalı olduğunu vurguladı.
"EKRAN, KAFEİN VE ZİHİNSEL YÜK UYARISI"
Yatmadan önce ekran kullanımının azaltılması, ışıkların loşlaştırılması ve akşam saatlerinde kafein tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirten Deniz, "Beynin melatonin salgılaması için sadece karanlığa değil, sakinlik sinyaline de ihtiyacı var" dedi.
Zihinsel yükü azaltmak için "endişe defteri" gibi küçük ritüellerin etkili olabileceğini söyleyen Deniz, günün düşüncelerinin uyku öncesi yazıya dökülmesinin gece zihni sakinleştirdiğini ifade etti.
"PROFESYONEL DESTEK ÖNEMLİ"
Uzayan uykusuzluğun ruh sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını vurgulayan Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, "Üç haftadan uzun süren, gündüz işlevselliğini bozan uyku sorunlarında mutlaka profesyonel destek alınmalı. İlaçlar kısa vadede yardımcı olabilir ancak kalıcı çözüm, davranışsal ve bilişsel düzenlemelerle mümkündür" dedi.
Deniz, biyolojik saatin yeniden ayarlanabilir bir sistem olduğunu belirterek, "Biraz düzen, doğru ışık-karanlık dengesi ve zihinsel kapanış ritüelleriyle uyku çoğu zaman beklenenden daha hızlı düzelir. Uyku düzeldiğinde gündüz yaşanan birçok duygusal sıkıntının da hafiflediğini görüyoruz" diye konuştu.
Sağlık, 2026.01.18 14:31