Şırnak'ın Silopi ilçesinde 20 yıl önce 6 köylünün jandarma tarafından kaybedilmesine ilişkin yargılamaya 20 yıl sonra başlanıyor.
Dönemin Şırnak 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Tuğgeneral Mete Sayar'la 5 asker hakkında 'birden ziyade kimseyi öldürmek' suçlamasıyla açılan davanın iddianamesi, Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edilmesinin ardından Pazartesi (5 Kasım) ilk duruşma yapılacak.
Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 13 Haziran 1993 günü Şırnak Görümlü Köyü yakınlarında konuşlu bulunan askeri birliğin üs bölgesi ile üs emniyeti için Kesiktepe'ye çıkarılan emniyet timine PKK terör örgütü mensuplarınca Görümlü Selçik, Koyunören köyleri içerisinden ve yakın çevrelerinden baskın tarzında saldırıda bulunulması sonucu 6 erbaş ve erin şehit, 13 er ve erbaşın yaralanmasından bir gün sonra gözaltına alınan 6 kişiden bir daha haber alınamadığı dile getiriliyor.
İddianamede, askerlerin Görümlü Köyünden Hükmet Şimşek, Hamdo Şimşek, Mehmet Salih Demirhan, Abdulkerim Özdemir, Mihyedin Özdemir, Telli Özdemir, Ramazan Özdemir, Halit Özdemir, köyün imamı İbrahim Akıl'ı, Derecik mezrasından Şemdin Cülaz ile Abdurrahman Kayek'i, Koyunören'den Ömer Kurtay'ı alarak Görümlü Jandarma Karakolunda geçici olarak konuşlanan Tekirdağ Ulaş'tan gelen 3.ncü Zh.Tug.2.nci Tb.K.lığına götürdükleri, Ramazan Özdemir, Abdulkerim Özdemir, Telli Özdemir, Mihyedin Özdemir, Ömer Kurtay, Abdurrahman Kayek'in serbest bırakıldıkları diğerlerinden bir daha haber alınamadığı ifade ediliyor.
MAĞDUR İFADELERİ
İddianamede, mağdur ifadelerine de yer verildi. Güle Şimşek Silopi savcılığına verdiği ifadesinde, 7 ay kadar önce sabah saatlerinde Görümlü köyünde bulunan komando birliğinden askerlerin köylerine gelip arama yaptıklarını, sonra da kocası Hamdo Şimşek ile oğlu Hükmet Şimşek'i götürdüklerini, o tarihten sonra eşinden ve oğlundan haber alamadığını söylüyor.
TUTANAKLAR YOK OLDU
İddianamede bir başka ayrıntı ise Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerinin düzenledikleri 01.02.1994 tarihli tutanak ile, Hamdi Şimşek'in Merkez J.Karakolu kayıtlarına göre gözaltına alınmadığı, ayrıca komşu askeri birlikle operasyon kuvvetleriyle yapılan araştırmalarda bu şahsın gözaltına alınmadığı belirtiliyor.
PKK'YA KATILMIŞ OLABİLECEKLERİNİ TAHMİN ETMİŞLER
25 Mayıs 1994 tarihli tutanakta ise; "Karakollarımızda ve diğer birliklerde yapılan araştırmalarda, bu şahıslar ile ilgili olarak herhangi bir kaydın bulunmadığı ve ayrıca Hamdo Şimşek'in oğlu Lokman Şimşek'in Şırnak ili Cudi dağı Bölük Komutan yardımcısı ve Cihat kod ismi ile anıldığı tespit edilmiş, tahminen babası Hamdo ve kardeşi Hükmet'in PKK'nın dağ kadrosuna katılmış olabilecekleri istihbarat alınmış ancak yapılan araştırmalarda kesin kanıt ele geçirilememiştir" deniliyor.
ASKERLER EVLERİNİ ATEŞE VERMİŞ
İddianamede Mevlüde Cülaz Silopi savcılığına verdiği ifadesinede yer veriliyor. "1993 yılında Görümlü Köyüne 4-5 km mesafede bulunan Derecik mezrasında eşi ve 5 çocuğu ile birlikte yaşadığını, 13 Mayıs 1993 gecesi Görümlü tarafından yoğun şekilde silah seslerin geldiğini, ertesi sabah Görümlü ve Selçik köyleri tarafından çok sayıda askerin geldiğini, herkesi bir tarlada topladıklarını, eşi Şemdin Cülaz ile Abdurrahman Kayek'i kalabalığın arasından çıkartıp götürdüklerini, başka askerlerin de kendilerinin ve Abdurrahman'ın evini yaktıklarını, askerlerin gitmelerinden sonra mezraya gidip yangından eşyalarından bir kısmını kurtardıklarını, ancak o sırada Selçik köyü tarafından gelen askerlerin eşyalarını da yaktıklarını" söylüyor.
ABDURRAHMAN KAYEK'İN MEKTUBU
Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi'nin 26 Ağustos 2009 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu Abdurrahman Kayek imzalı el yazısı ile yazılmış mektupta;
"1993 yılında Görümlü taburundan gelen askerlerin bütün köylüleri köy meydanında topladığını, kendisinin ve Şemdin Cülaz'ın evlerini yaktıklarını, ikisinin isimlerini okuyup kalabalıktan ayırdıklarını, döve döve tabura götürdüklerini, yolda kendilerine kaçın dediklerini, ancak öldürüleceklerini bildiklerinden, biz suçsusuz diyerek kaçmadıklarını, tabur nizamiyesinin önünde gözlerini bağladıklarını, işkenceye devam ettiklerini, 10 dakika kadar sonra gözlerini açtıklarını, etrafına baktığını,Şemdin Cülas, Mehmet Salih Demirhan, İbrahim Akıl, Hamdo Şimşek, Hükmet Şimşek, Halit Özdemir, Mehmet Özdemir, Muhittin Özdemir, Abdulkerim Özdemir ve Koyunören köyünden Ömer Kırtay'ı gördüğünü, diğerlerinin kendilerinden önce getirildiklerini anladığını, açık bir alanda tek sıra yapıp işkence yaptıklarını, her birine 4-5 kişinin vurduğunu, sonra da kendilerini taburun ortalarına bir yere götürdüklerini, hiçbirşey sormadan akla gelebilecek her türlü işkencenin yapıldığını" kaydediyor.,
SİLAH SESLERİ GELDİ
Gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Abdulkerim Özdemir'in ifadesinin yer aldığı iddianamede, "Köy meydanında toplandıktan sonra şu anda isimlerini hatırlamadığı bir grup kişi ile Jandarma taburuna askerlerle birlikte yaya olarak gittiklerini, askeri araçla giden olup olmadığını bilmediğini, ancak kalabalık bir grup olarak gittiklerini, Görümlü Jandarma taburu nizamiyesinden Muhittin, Halit, Telli, Ramazan Özdemir ile birlikte girdiklerini, kendileri ile birlikte toplam 10 kişinin daha nizamiyeden içeri girdiğini, İbrahim Akıl, Mehmet Salih Demirhan, Hamdo Şimşek ve oğlu Hükmet Şimşek, Şemdin Cülaz'ın tabura alınan kişiler arasında olduğunu, Muhittin Özdemir, Telli Özdemir, Ramazan Özdemir ile kendisini farklı bir yerde nizamiyeden girişte bulunan bir ağacın dibinde oturttuklarını, diğerlerini ise Helikopter pisti tarafına doğru götürdüklerini, aradan bir müddet sonra silah seslerinin geldiğini, bir ara askerlerin birkaç kişiyi sürükleyerek araba garajlarının olduğu yerin arka tarafına doğru götürdüklerini gördüğünü" ifade ediyor.
O DÖNEM ASKER OLAN NECDET OKUCU İFADE VERDİ
İddianamede o dönemde asker olanların da ifadesine yer verildi. Usta birliği olarak askerliğini Tekirdağ Ulaş'ta piyade olarak yapmakta iken terör olayları nedeniyle tabur olarak Şırnak İli Silopi İlçesi Görümlü köyüne nakledildiklerini anlatan Necdet Okucu, "Kesiktepe'de bir çatışma olduğunu ve orada 2 şehit verdiklerini, daha sonraki süreçte 6 ya da 7 kadar köylünün tabura getirildiğini, bu köylülere karşı bazı asker ve subaylar tarafından işkence yapıldığına tanık olduğunu" kaydediyor.
CESETLER BİLİNMEYEN BİR YERE GÖTÜRÜLDÜ
O dönem asker olan Remzi Büdüş ise ifadesinde "Olay tarihinde Ulaş Mknz.P. Taburunda asker olduğunu, önceki gece şehit olan askerlerin naaşlarını sabah saat 09.00 da getirdiklerini, kendisinin uyuduğunu, kalktığında Görümlü köyünden getirilen 6-7 köylünün kurşuna dizildiklerini arkadaşlarından duyduğunu, sonra da taburun meydanında 6-7 köylünün cesedini gördüğünü, akşam üzeri sivil bir kamyonun tabura gelerek cesetleri bilmediği bir yere götürdüğünü" beyan ediyor.
İddianamede dönemin Şırnak 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Tuğgeneral Mete Sayar'la 5 asker hakkında 'birden ziyade kimseyi öldürmek' suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması yapılacak. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nde 20 yıl sonra görülecek olan davanın ilk duruşması için Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi herkesi duyarlı olmaya çağırdı.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Yaşam, 2013.11.03 10:45