AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Ahmet Hakan'ın sunduğu 'Tarafsız Bölge' programına konuk oluyor. Yıldırım, "Plan tadilatı belediye meclisinin bir numaralı gündemi olmayacak. sözüne ilişkin "Bu 'adamına göre' plan tadilatı olmayacak demek. Ismarlama bir kişiye kazandıracak onu abad edecek planlar benden geçmez. Buna kanımın son damlasına kadar direneceğim. Burada İstanbullulara söz veriyorum, İmar çirkinliğini ortaya çıkaran da bu. Rant olacaksa şehrin tamamının bu ranttan yararlanması lazım. Ancak bunda eğitimle sağlıkla sporla herkesi ilgilendiren konular varsa bunu ayrı tutmamız lazım." açıklamasında bulundu.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, CNN Türk canlı yayınında gazeteci Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtladı.
İşte Yıldırım'ın açıklamalarından satırbaşları:
YORGUNLUK VAR MI?
Yoğun bir kampanya oluyor. yorgunluk yok desek yanlış olur. Sahadan gayet memnunum çok iyi gidiyor. Gittikçe daha fazla ilgi daha fazla katılım görüyorum. Aynı anda sekiz tane telefon kalkıyor "Buraya bak buraya bak" döndüre döndüre boyun fıtığı oldum. İnsanlarla ilgili herhangi bir konu olduğu zaman akan sular durur.
(Her şeyi soracağım bu akşam) Ne sorarsan sor. Ayakkabı numaramı bile sorabilirsin.
(Sizi biraz sıkıştıracağım ama...) Canın sağ olsun...
HDP TARTIŞMASI
HDP ve Kürt seçmenler işini birbirinden ayırt etmek gerekir.
Kürtlerin oyunun tamamına sanki HDP sahipmiş gibi konuşmayacağız.
Geçmiş seçimlere bakalım; biz Güneydoğu'da biz bazı illerde ikinci partiyiz bazı illerde birinci partiyiz.
"İSTANBUL'UN TAMAMININ ADAYIYIM"
Bazı Kürt vatandaşlarımız HDP'ye oy veriyor, sorun yok verebilir ama koca İstanbul'da seçimleri getirip HDP'ye sıkıştırmak İstanbul'a haksızlık olur. HDP'ye oy veren Kürt seçmenden de ben oy alacağım. Onun da İstanbul'un geleceği için düşünceleri kaygılar var. Ama her şeyden önce HDP aday göstermedi. Ben İstanbulluların tamamının adayıyım. HDP, CHP, MHP; AK Parti... Bütün partilere oy verecek İstanbulluların adayıyım. Çünkü ben İstanbul'un seçimi için buradayım.
"BEN BUNU ETİK BULMUYORUM"
(Söyleminizi İstanbul ile daraltıyor musunuz?) Aksine doğru yere koyuyorum. İstanbul'un yöneticilerini seçeceksek seçimlerde bunu konuşmamız gerekir İstanbul'da ben de bunu yapıyorum.
(HDP eş genel başkanı Sezai Temelli, sanki HDP'ye oy veren seçmenler CHP'ye oy verecekmiş gibi CHP adayını HDP oylarıyla seçilmiş olacak diye uyardı. Biz de şöyle bir izlenim doğuyor, sanki 'HDP seçmeni CHP'ye oy verecek?' buna katılıyor musunuz?) Bu yönlendirme yapılıyor. CHP ve HDP tarafından da yapılıyor. Altında bir de uyarı var. 'Kazanamazsanız sebebini söylüyorum' diyor. Ben de diyorum ki o halde HDP seçmeni Kürt seçmen bu şehirde yaşayan bu şehrin geleceğini düşünen herkes partisini tercihini ertelesin, genel seçimlere bıraksın. Ama İstanbul'un seçiminde beraber yol alalım. Çünkü İstanbul bizim evimiz işimiz ortak geleceğimiz. Bu yeterince bir sebep değil mi?
(Bunu ancak ben yaparım' mı diyorsunuz?) Öyle bir iddiam var. Bu iddia boş bir iddia değil. 16 yıllık tecrübe var. HDP veya başka bir seçmeni bir yere masa başında oturup oylarını pazarlamak... Ben bunu etik bulmuyorum. Onun ötesinde o insanlara karşı bir saygısızlık olarak görüyorum.
('Binali Yıldırım' isteksiz iddiaları) Siz buna inanıyor musunuz? Benim tabiatım öyledir sakinimdir. Ağır konuşurum soyadım gibi iş yaparım. Bana hiçbir kimse hiçbir şartta istemediğim bir şeyi yaptıramadı. Adaylığa kendim karar verdim ve çok da istekliyim.
'İSTANBUL BİR BAŞBAKANLIK GİBİ BİR YERDİR'
Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı'ndan sonra belediye başkanlığına aday oldunuz) Meclis Başkanlığı'nda önemli işler yaptık ama gördüm ki geçmiş yaşamım boyunca yaptıklarım dikkate alındığında orası benim için daha uzun süre götürülecek bir yer değil. Ben sokakta hep oldum. Ben her yerde mutlaka 'bir hizmet, bir üretim, bir iş vatandaşın hayatı nasıl kolaylaştırılır' onun için uğraştım. Meclis Başkanlığı'nda bunu yapamazsınız. Başbakanlık da kalktı, icraat yapacak bir tek burası kaldı. İstanbul bir başbakanlık gibi bir yerdir. İstanbul'u bir şehir gibi düşünmeyin. İstanbul bütün şehirlerin temsilcilerinin olduğu bir yer. Türkiye nüfusunun yüzde yirmisi burada. Vergilerin yarısını İstanbul topluyor. İhracatın yüzde 45'ini yapıyor.
"İSTANBUL'A 220 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM YAPILDI"
(Sizin hiç 16 yıllık süreç içinde "Ben İstanbul'da başkan olsam şunları yapardım" dediğiniz oldu mu?) Bakmadım ama Türkiye'ye aynı gözle baktım. O fotoğrafın içinde İstanbul da vardı. Ben belediye başkanı olmadan dahi İstanbul'a 220 milyar dolarlık yatırım yapıldı. Bunların büyük kısmı bizim projelerimiz. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, hızlı tren, dünyanın en büyük havalimanı. Bunlar hep son 10 yılda yapılan projeler ve İstanbul'un projeleri.
"İSTANBUL "4.0"DA BİZİM DÖNEMİMİZDE OLACAK"
(Sizin farkınız ne olabilir? Nasıl bir fark ortaya koymayı düşünüyorsunuz?) Bu geçen 25 yıl bizim dönemimiz. 1994'te İstanbul ne haldeydi. Yollar çamurdu, çukurdu, çöp dağları vardı, hava kirliliği had safhadaydı, su sorunu vardı. Bunlar yaşamsal hizmetler. Buna "İstanbul 0.0" diyorum. Recep Tayyip Erdoğan gelince bu sorunları halletti. İnsanlar nefes almaya başladı. Onun döneminde sonra sosyal belediyecilik başladı. Destekler verildi. Üçüncü adımda buna da "İstanbul 2.0" diyoruz. İstanbul "3.0"a geliyoruz. İstanbul'da gittikçe ağırlaşan yeni ihtiyaçlar doğdu. Marmaray Avrasya Tüneli buna da "3.0" diyoruz. Nedir bunlar? Trafik sorunun çözülmesi, yeşil alanların artırılması, otopark ihtiyacı. İstanbul "4.0"da bizim dönemimizde olacak. İstanbul "4.0"da ne olacak? Alt yapı tamam ama alt yapıda bir eksikliğimiz var... Akıl yolları henüz yapılmadı.
"HAKKARİ NEYSE İSTANBUL DA AYNI ŞEY"
Son 15 yılda bilgi teknolojilerinde çok büyük gelişmeler oldu. Bütün Türkiye'yi geniş bant ağlarla donattık iletişim gelişti. Bir gerçeği görelim; Türkiye son 16 yılda alt yapıda dünyada 39. Sıradan 9. sıraya yükseldi. Bu muazzam bir şey. Bütün dünyada konuşulan bir şey. Hakkari neyse İstanbul da aynı şey.
İstanbul "4.0"ın anlamı akıllı şehir yönetimi. Yani bilişimle teknolojiyle İstanbul'u yönetmek. İstanbul'un elinde her gün toplanan 30 milyon veri var. Bunları analiz etmemiz lazım. Bir teknoloji merkezi kuruyoruz bu veriler analiz edilecek.
"OTONOM METROBÜS GETİRECEĞİZ"
İstanbul'a da sürücüsüz araçlar gelecek. Üsküdar Ümraniye metrosunda sürücü yok. Bundan sonra yapılacaklar da öyle. İnsan elinin değdi yerlerde manuel olduğu zaman siz bir kurguyu bozabiliyorsunuz. Bu dezavantaj olabiliyor. Otonom metrobüs getireceğiz. İki kata birbiriyle haberleşecek gidiş mesafelerini bile ayarlayacaklar. Durağa aynı anda girecekler. Bir anda dolup boşalacak sıkışıklık olmayacak. İstanbul'un davranışlarına alışkanlıklarına göre İstanbulluların ihtiyaçlarını belirleyip buna göre harekete geçmek bir tarafı da bu.
Akıllı şehirde özellikle geleceğin mesleklerinin öğretilmesi var. Yapay zeka kodlama üç boyutlu yazıcılar bunlar hayatımıza girmeye başladı. Bildiğimiz mesleklerin yarısı önümüzdeki 20 yılda yok olacak. Yeni meslekler gelecek. Bu mesleklere gençlerimizi hazırlayacağız. Gençler de yaşlıları hazırlayacak. Akıllı şehir kısacası insan zekasını kullanarak insanın zaman olarak üstesinden gelemeyeceği bir sürü veriyi değerlendirip ona göre şehrin beklentilerine cevap verecek ve bunu da sorun önümüze gelmeden yapacak.
"BİZ 100 YILDA 700 METRE YAPTIK, ONLAR 420 KM YAPTI"
(1994'ten beri bu şehri sizin anlayışınız yönetiyor. 1994'ten beri yapamadığınızı şimdi mi yapacaksınız? 'Trafiği çözmediniz, yeşil alan sorununa yol açtınız" bu eleştiriye ne diyorsunuz?) Zaman geçiyor insanların ihtiyaçları değişiyor. Bir sorunu çözüyorsunuz ama hayat orada durmuyor hayat devam ediyor. Şimdi çöpü konuşuyor musunuz? Biriken sorunlar çözüldü, şimdi geleceğin ihtiyaçlarını planlıyoruz. Bir şey yapılmadı değil, yapıldı. 45 km raylı sistem 233 km'ye çıktı. Ama şunu unutmayın; biz raylı sisteme Londra'yla birlikte başladık. Sultan Abdulhamid zamanında kazmayı vurduk. Biz 100 yılda Karaköy'den Tünel'e 700 metre yaptık, onlar 420 km yaptı. Gecikmenin bize ne kadar büyük bir maliyet getirdiğini anlatmak istiyorum.
Hayat devam ediyor ihtiyaçlar devam ediyor. Geçmişte hatalı işler yapılmadı mı, yapıldı. Cumhurbaşkanımız çıktı dürüstçe dedi ki "Biz imar işlerinde yanlış yaptık, dikey mimariye izin vermeyecektik" dedi. Özeleştiri olmadan ilerleme olmaz.
"BUNA KANIMIN SON DAMLASINA KADAR DİRENECEĞİM"
("Ben belediye başkanı olursam plan tadilatı belediye meclisinin bir numaralı gündemi olmayacak" diyorsunuz. Bu ne demek?) 'Adamına göre' plan tadilatı olmayacak demek. Ismarlama bir kişiye kazandıracak onu abad edecek planlar benden geçmez. Buna kanımın son damlasına kadar direneceğim. Burada İstanbullulara söz veriyorum, İmar çirkinliğini ortaya çıkaran da bu. Rant olacaksa şehrin tamamının bu ranttan yararlanması lazım. Ancak bunda eğitimle sağlıkla sporla herkesi ilgilendiren konular varsa bunu ayrı tutmamız lazım. İmar kirliliği de dikey mimari de bu yüzden oluyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2019.03.21 21:08