322 milyon depresyonda insan! Çarpıcı tablo ortaya çıktı

Sağlık, 2026.10.10 16:07

Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında paylaşılan veriler, dünya genelinde ruhsal sorunların ne kadar yaygınlaştığını gözler önüne serdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde 1 milyardan fazla kişi ruhsal bozukluklarla yaşıyor. Kaygı bozuklukları ve depresyon milyonlarca insanın günlük yaşamını etkilerken, psikolojik desteğe erişimdeki eşitsizlikler de dikkat çekiyor.

322 milyon depresyonda insan! Çarpıcı tablo ortaya çıktı

Her yıl 10 Ekim'de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü, ruhsal iyilik halinin önemini ve psikolojik destek hizmetlerine erişimin gerekliliğini yeniden gündeme taşıyor. DSÖ'nün 2025 yılında yayımladığı rapor ile Eylül 2026'da güncellenen veriler, ruh sağlığı alanındaki ihtiyacın büyüklüğünü ortaya koyuyor. Kaygı bozukluğu yaşayanların ve depresyonla mücadele edenlerin sayısı yüz milyonlarla ifade edilirken, ihtiyaç duyan herkesin profesyonel desteğe ulaşamadığı görülüyor.

Ruh sağlığı hizmetlerine ayrılan kaynaklar yetersiz kalıyor

Ruhsal sorunların yaygınlığına karşın sağlık sistemlerinin bu alana ayırdığı kaynaklar sınırlı kalıyor. DSÖ'nün Ruh Sağlığı Atlası verilerine göre ülkelerin kamu sağlık bütçelerinde ruh sağlığına ayrılan pay ortalama yüzde 2 seviyesinde bulunuyor.

Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 27,6'sının psikolojik destek alabildiğine ilişkin veriler de hizmetlere erişimdeki açığı ortaya koyuyor. Ekonomik koşullar, sosyal çevre, çalışma hayatı ve sağlık hizmetlerinin erişilebilirliği, kişilerin ihtiyaç duydukları desteği alabilmesinde belirleyici olabiliyor.

Uzmanlar, ruh sağlığının yalnızca bireysel çabayla korunabilecek bir konu olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Ekonomik belirsizlikler, gelecek kaygısı, sosyal izolasyon ve ağır çalışma koşulları, kişilerin psikolojik iyilik halini olumsuz etkileyebiliyor.

Çocuklarda DEHB tanısında yaş farkı dikkat çekti

Ruh sağlığı alanında öne çıkan konulardan biri de çocuklara yönelik tanı süreçleri oldu. Hekate Psikoloji tarafından paylaşılan ve 32 araştırmayı kapsayan, 2025 yılında European Child & Adolescent Psychiatry dergisinde yayımlanan bilimsel incelemeye göre, bir sınıftaki en küçük çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı alma olasılığı, daha büyük akranlarına kıyasla yüzde 38 daha yüksek.

Araştırmada, bu çocuklara DEHB ilacı reçete edilme olasılığının da yüzde 28 daha fazla olduğu belirtildi. Bulgular, çocukların yaş ve gelişim özelliklerinin tanı süreçlerinde ne kadar önemli olduğunu yeniden gündeme getirdi.

Dikkat dağınıklığı ve hareketlilik gibi davranışların tek başına bir ruhsal bozukluğun göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Çocuğun gelişim düzeyi, aile ortamı ve okul koşulları birlikte ele alınmadan verilen kararlar, yanlış değerlendirme riskini artırabiliyor.

"Her mutsuzluk depresyon anlamına gelmiyor"

Hekate Psikoloji Kurucusu Klinik Psikolog Yener Yüksel, ruh sağlığı sorunlarının değerlendirilmesinde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Yüksel, her mutsuzluğun depresyon, her dikkat dağınıklığının DEHB ya da her yoğun kaygının bir ruhsal bozukluk anlamına gelmediğini belirtti.

Aceleyle konulan tanıların kişinin asıl sorunlarının gözden kaçmasına neden olabileceğini ifade eden Yüksel, tedavi gerektiren belirtilerin ihmal edilmesinin de sorunların ağırlaşmasına yol açabileceğine dikkat çekti.

Ekonomik belirsizlikler, geleceğe ilişkin endişeler, yalnızlık ve çalışma koşullarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Yüksel, bireylerin destekleyici sosyal ortamlara ihtiyaç duyduğunu belirtti. Ailede, okulda ve iş hayatında psikolojik açıdan destekleyici koşulların oluşturulmasının yanı sıra doğru tanı süreçlerinin güçlendirilmesi ve profesyonel desteğin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'nde gündeme gelen veriler, ruhsal iyilik halinin yalnızca kişisel bir mesele olmadığını ortaya koyuyor. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, çocukların gelişim özelliklerinin dikkate alınması ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, bu alandaki ihtiyaçların karşılanması açısından önem taşıyor.

Kaynak: BURSADA BUGÜN

Sağlık, 2026.10.10 16:07