Havalar ısındı! Bursalılar kendini kenelerden nasıl koruyacak?

Bursa Bölge, 2026.06.09 16:14

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, havaların ısınmasıyla birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış yaşanabileceğine dikkat çekerek vatandaşları kene temasına karşı uyardı. Özsoy, özellikle risk grubunda bulunan vatandaşların korunma tedbirlerini ihmal etmemesi gerektiğinin allını çizdi. İşte KKKA' ile ilgili bilmeniz gereken her şey.

Havalar ısındı! Bursalılar kendini kenelerden nasıl koruyacak?

GÜLÜZAR HELVACI / BURSADA BUGÜN

Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış yaşandığına dikkat çekerek vatandaşları kene temasına karşı tedbirli olmaya çağırdı.

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ NEDİR?

KKKA'nın keneler aracılığıyla bulaşan viral bir hastalık olduğunu belirten Özsoy, "Hastalık ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtilerle başlayabiliyor. Daha ağır vakalarda kanamalar görülebiliyor ve ölümle sonuçlanabilen tablolar ortaya çıkabiliyor" dedi.

Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde tanımlandığını, daha sonra Kongo'da da aynı virüsün tespit edilmesiyle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi adını aldığını ifade eden Özsoy, Türkiye'de ilk vakanın 2002 yılında Tokat'ta görüldüğünü hatırlattı.

KKKA HANGİ BÖLGELERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR?

Türkiye'de KKKA vakalarının özellikle İç Anadolu'nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzey kesimlerinde yoğunlaştığını belirten Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük'ün riskli iller arasında yer aldığını söyledi.

"Vakalar her yıl nisan-ekim ayları arasında görülüyor. Haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayıları zirveye ulaşıyor" diyen Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye'de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

HASTALIK NASIL BULAŞIYOR?

KKKA'nın en önemli bulaşma yolunun enfekte kenelerin insan vücuduna tutunması olduğunu vurgulayan Özsoy, "Ülkemizde hastalığın başlıca taşıyıcısı Hyalomma marginatum türü kenelerdir. Bunun yanında enfekte hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas edilmesi de bulaşa neden olabiliyor" ifadelerini kullandı.

RİSK ALTINDAKİ MESLEK GRUPLARI

Hastalık açısından bazı meslek gruplarının daha yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Özsoy, tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, sağlık çalışanları, laboratuvar personeli, askerler ve kampçıların risk grubunda bulunduğunu söyledi.

KENE ISIRMASINA KARŞI NASIL KORUNULMALI?

Korunma tedbirlerinin büyük önem taşıdığını belirten Özsoy, "Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi riskli bölgelere giderken vücudu örten kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı ve açık renkli giysiler giyilmelidir" dedi.

Riskli alanlardan dönüşte vücudun detaylı şekilde kontrol edilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, kulak arkası, koltuk altı, kasık ve diz arkalarının mutlaka incelenmesini önerdi.

KENE ÇIPLAK ELLE ÇIKARILMAMALI

Kenelere yanlış müdahalenin bulaş riskini artırabileceğini vurgulayan Özsoy, "Kene üzerine kolonya, gaz yağı dökmek ya da sigara basmak kesinlikle yapılmamalıdır. Keneler çıplak elle öldürülmemeli veya patlatılmamalıdır. Kene uygun bir yöntemle çıkarılamıyorsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.

KENE TEMASI SONRASI BELİRTİLER TAKİP EDİLMELİ

Kene tutunan kişilerin en az 10 gün boyunca sağlık durumlarını takip etmeleri gerektiğini belirten Özsoy, "Ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtilerden biri ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.

KKKA'NIN TEDAVİSİ VE AŞI ÇALIŞMALARI

Hastalığın özel bir tedavisinin bulunmadığını ifade eden Özsoy, "Tedavinin temelini destek tedavisi oluşturmaktadır. Günümüzde etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya hastalığa özgü ilaç bulunmuyor. Ancak ülkemizde aşı geliştirme çalışmaları devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Çevre temizliğinde sodyum hipoklorit içeren çamaşır suyunun etkili olduğunu da belirten Özsoy, özellikle kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerin uygun şekilde dezenfekte edilmesinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Bursa Bölge, 2026.06.09 16:14