Aydan Budak

Aydan Budak

Asla vazgeçme!

"Yaratmanın başlangıcıdır düş gücü. Dileğinizi düşler, düşlediğinizi amaçlar, amaçladığınızı yaratırsınız sonunda" der Bernard Shaw. Bununla birlikte pozitif düşünmek ve hayal etmek, insan hayatında çok büyük bir öneme sahiptir" ile devam ediyor olsak " Gazete okumuyor, sanırım" şeklinde bir tepkiyle karşılaşmamız olasıdır, değil mi?

Düşünelim, yazılı ve sosyal medyanın ne kadarını bilgilenmek için kullanıyoruz? Ya da dünyada, çevremizde neler yaşanıyor kaçının farkındayız? Farkına vardıklarımız oluyorsa, düzeltmek ya da değiştirmek için ne yapıyoruz? Ya da yapabiliyoruz? Düşünüyor ve okuyor muyuz?

Ama "hayal gücü " diyen birinin sözlerini " saçmalama, felaketlerin yaşanmasını hayal etmiş olamayız" diyerek, sert şekilde uyarırız. Ama gerçek şudur. Yaşanmasını tasarlayanlardanız. Nasıl mı?

Örneğin; gelişmiş ve az gelişmiş birer ülkelerimiz var. Gelişmiş ülkenin milli gelir oranı bir o kadar artarken işgücü açısından kullanılan az gelişmiş ülke için aynı oranda alım gücü azalmakta, sefalet, açlık ve bir yığın dramatik olaylar sirayet etmektedir. Bunlar gerçekleşirken, siviller ne yapmakta? Makûs talihine ya boyun eğlenmekte ya şikâyet etmekte ya da takdir-i ilahi diyerek teselli olma çabasındadır. "

"Gerçekler " su gibidir.

Sözlerimizde yanıldığımızı ve her olay için geçerli olmadığını" duyar gibiyim. Diyoruz ki, "Hangi bebek, çocuk, kadın taciz ya da cinsel istismarı edilmeyi hayal edebilir? Ya da " Kim parçalanarak, yakılmayı diler?" Yahut " Niçin ekmek almak isterken veya görevinin başında memurken vurulmak ister?" " Kim kara elmas uğruna çalışırken felaketin yaşandığı günün" son günü" olmasını diler? " Geçtiğimiz haftalarda bir yazımda bir annenin çaresizlik içinde feryadını paylaşmıştık. "Çocuklarım aç, sütüm kesildi, 2,5 aylık kızımı besleyemiyorum, boş biberonu içiriyorum" diyebilmekteydi. Elbette çocukları için bunları hayal etmemiş, hiçbiri taciz ve cinsel istismarı dilememiş, kimse hunharca katledilmeyi istememişti. Y a da göçük altında kalmayı arzu etmemişlerdi. Tolstoy'un bir sözü canlandı şuan "Şikâyet ettiğimiz yaşam, belki de başkasının hayalidir" diyordu.

Gerçekler su gibidir. Olması gerekenler herkes için faydalı ve mühim iken. Birinin " daha, çok" demesi dengeleri değiştirmektedir. Herkese eşit oranda yarar ve önem sağlarken dengelerin değişmesiyle üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay haline dönüşür ve alabora ederek boğmaktadır. Hayalleri yıkılanlar düşlerinden vazgeçtikçe daha çok başkalarının hayallerini yaşamaya mahkûmdur.

Son olarak Henry David Thoreau'nun bir sözüyle cümlelerimi sonlandırmak istiyorum. "Tutkularınızdan ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Eğer vazgeçerseniz, bedeniniz bu dünyada var olsa da, yaşamınız son bulacaktır."

Diğer Yazıları

"Asıl olan" ne biliyor musunuz?

Tek kelime ile kendinizi tanıtmanız istense ne derdiniz? Çalışkan, zeki, çılgın, başarılı, azimli, duygusal...  Hangisi? Ya da kim olduğunuzu sorduklarında ne söylerdiniz? Öğretmen, öğrenci...